Bu tarih, bir insanın dünyaya gelişiyle başlayıp bütün bir halkın devlet kaderine dönüşen büyük yolun başlangıcı olarak Azerbaycan hafızasına yazılmıştır.
10 Mayıs, Azerbaycan tarihinin kurtuluş nefesi, devlet hafızasının en yüce zirvelerinden biri, halkın kurtarıcı liderine ebedî sadakatinin mübarek günüdür. Bu tarih, bir insanın dünyaya gelişiyle başlayıp bütün bir halkın devlet kaderine dönüşen büyük yolun başlangıcıdır. Bugün Azerbaycan, kurtarıcı evladını, çağdaş devletçiliğimizin mimarını, dünya Azerbaycanlılarının Millî Lideri Haydar Aliyev’i sonsuz saygı, derin minnettarlık ve büyük gururla anıyor.
Tarih bazen halkları ağır sınavlardan geçirir. Bazen bir milletin kaderi sınırlarda, meydanlarda, siyasi karargâhlarda, bazen de bir liderin iradesinde şekillenir. Azerbaycan halkı, 20. yüzyılın en karmaşık dönemlerinden geçerken varlığını korumak, devletini ayakta tutmak, millî kimliğini yarınlara taşımak için büyük bir lidere ihtiyaç duyuyordu. Kaderin halkımıza armağan ettiği o büyük şahsiyet Haydar Aliyev’di.
Haydar Aliyev adı, Azerbaycan için siyasi lider kimliğinden çok daha derin bir anlam taşır. Bu ad; devletçilik okulu, millî irade, yarınlara inanç, halkın kendi kaderine sahip çıkma kudreti olarak yaşamaktadır. O, Nahçıvan’dan başlayan ömür yolunu Azerbaycan’ın bütün kaderine dönüştürdü. Sade bir aileden çıkan bu büyük şahsiyet, zamanın sert sınavlarından geçerek devlet yönetiminin en yüksek zirvelerine ulaştı. Onun hayatında kişisel rahatlıktan çok halkın kaderi, bireysel arzudan çok devletin yarını, makamdan çok sorumluluk vardı.
1969 yılında Azerbaycan’ın yönetimine gelen Haydar Aliyev, cumhuriyetin hayatında yeni bir kalkınma dönemi başlattı. Sanayi, bilim, eğitim, kültür, millî kadro yetiştirme, şehircilik, ekonomik canlanma — bütün bu alanlarda onun uzak görüşlü siyasetinin izi görüldü. O yıllarda Azerbaycan, gelecekteki bağımsızlığa götüren manevi, ekonomik ve entelektüel gücü topladı. Haydar Aliyev, Sovyet döneminde bile halkın yarınını düşünüyor, millî ruhu koruyor, Azerbaycancılık idealini devlet düşüncesinin derin katmanlarında yaşatıyordu.
Ardından tarih daha ağır sınavlar getirdi. Bağımsızlığın ilk yıllarında Azerbaycan parçalanma tehlikesi, iç çekişmeler, siyasi kaos, ekonomik zorluklar ve işgal acısıyla karşı karşıya kaldı. Halk kendi kurtuluş adresini tanıdı. Halkın çağrısıyla Haydar Aliyev’in siyasi iktidara dönüşü, Azerbaycan’ın kaderinde dönüm noktasına çevrildi. 15 Haziran tarihe Millî Kurtuluş Günü olarak yazıldı. Bu dönüş, devletin yeniden toparlanması, millî iradenin güçlenmesi, yarınlara uzanan yolun aydınlanmasıydı.
Haydar Aliyev, Azerbaycan’ı kaostan istikrara, umutsuzluktan inanca, dağınıklıktan devlet disiplinine taşıdı. Onun siyasi iradesi sayesinde ülkenin bağımsızlığı güçlendi, devlet kurumları şekillendi, ordu yapılanması geniş bir ivme kazandı, Azerbaycan uluslararası ilişkilerde kendi sözünü söyleyen bir ülkeye dönüştü. O, halka devletin ne anlama geldiğini, devlete sahip çıkmanın manevi bir borç sayıldığını gösterdi.
Ulu Önder’in “Ben anlamlı hayatımın tam altmış yılını halkımın bugünü ve yarınıyla yaşamışım. Bunun son on yılı bağımsız Azerbaycan devletine hizmetle geçmiştir. Benim hayat idealim, bütün varlığım kadar sevdiğim Azerbaycan halkına, devletçiliğimize, ülkemizin ekonomik, siyasi ve manevi gelişimine hizmet etmek olmuştur” sözleri, bir ömrün muhasebesi, bir liderin halkı karşısındaki manevi yemini gibi seslenir. Bu sözlerin her satırında Azerbaycan sevgisi, devlete sadakat, millete hizmet felsefesi yaşamaktadır.
Haydar Aliyev’in büyüklüğü aynı zamanda geleceği bugünün içinde görebilmesindeydi. O, Azerbaycan’ın yarınını fikir, strateji ve devletçilik çizgisi üzerine kurdu. Bu çizginin devamını ise büyük bir inançla İlham Aliyev’e emanet etti. Onun halka hitaben yaptığı tarihî müracaatta ifade edilen siyasi varislik düşüncesi zamanın sınavından geçti ve Azerbaycan’ın yeni Zafer destanında kendi karşılığını buldu.
Bugün bağımsız Azerbaycan, Cumhurbaşkanı, Muzaffer Başkomutan Sayın İlham Aliyev’in liderliğinde Haydar Aliyev yolunun en yüce zirvelerinden birini yaşıyor. 44 günlük Vatan Savaşı’nda kazanılan tarihî Zafer, Şuşa’nın kurtuluşu, Karabağ’ın Azerbaycan’a dönüşü, Ulu Önder’in büyük devletçilik arzusunun gerçeğe dönüşen görkemli devamıdır.
Ulu Önder Haydar Aliyev’in Karabağ konusunda yıllar önce dile getirdiği “Arzu ediyorum ki sizinle birlikte Şuşa’ya gidelim. Gideceğiz, inanın ki gideceğiz. Şuşa Azerbaycan’ın gözüdür. Her bir Azerbaycanlı için bir iftihar noktasıdır. Şuşa bizim kültürümüzün, tarihimizin sembolüdür. Şuşa herkes için azizdir, ancak yalnız Şuşa da değil. Laçın dağları da öyle azizdir. Biz asla Laçın’sız yaşayamayız. Ağdam gibi güzel bir şehir, Füzuli, Cebrayıl, Zengilan, Kubadlı, Kelbecer’in o pınarları, Kelbecer’in o İstisuyu… Biz onlarsız yaşayamayız. Bunu tasavvur edemeyiz” sözleri, aslında bir liderin Vatan yemini, halkına yönelttiği büyük dönüş çağrısıydı. Yıllar sonra onun siyasi varisi, Cumhurbaşkanı, Muzaffer Başkomutan Sayın İlham Aliyev; Cebrayıl’ı, Füzuli’yi, Zengilan’ı, Kubadlı’yı, Ağdam’ı, Kelbecer’i, Laçın’ı ve Şuşa’yı işgalden kurtaran galip lider olarak Azerbaycan halkının karşısına çıktı ve Şuşa Zaferi’nin müjdesini verirken “Mutlu bir insanım ki baba vasiyetini yerine getirdim. Şuşa’yı kurtardık!” sözleriyle bir ömrün arzusunu, bir halkın hasretini, bir devletin tarihî hakkını Zafer zirvesinde tamamladı.
Bugün Karabağ’da dalgalanan üç renkli bayrağımız Haydar Aliyev ideallerinin yüceliğini gösteriyor. Şuşa’dan yükselen özgürlük nefesi, onun devletçilik yolunun zaferidir. Kurtarılmış topraklarda kurulan yeni hayat, Büyük Dönüş’e doğru atılan adımlar, Azerbaycan’ın bölgede oluşturduğu yeni gerçeklik, Ulu Önder’in belirlediği siyasi çizginin gücünü bütün dünyaya gösteriyor.
Haydar Aliyev idealleri, Azerbaycan sınırları içinde yaşayan siyasi miras çerçevesini aşarak Türk dünyasının birliği, millî ve manevi değerlerin korunması, modern devletçilik düşüncesi ve halk-lider bağlılığının parlak örneği olarak geniş bir coğrafyada saygıyla anılmaktadır. Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin manevi derinliğinde de Haydar Aliyev’in “Bir millet, iki devlet” felsefesinin ebedî ışığı vardır.
10 Mayıs her yıl Azerbaycan halkını aynı duyguda birleştiriyor. Bugün insanlar Ulu Önder’i minnettarlıkla anıyor, onun kurduğu devlete daha büyük sevgiyle bağlanıyor, onun açtığı yolun bugünkü kudretini gururla görüyor. Çünkü Haydar Aliyev, halkın hafızasında yaşayan bir fikir, yol gösteren bir okul, devletçilik ruhunun ebedî meşalesi, Azerbaycan adlı büyük evin manevi dayanağıdır.
Büyük şahsiyetlerin ömrü doğum ve anma tarihlerinin ötesinde durur. Onların ömrü kurdukları devletin nefesinde, yetiştirdikleri nesillerin düşüncesinde, halkın ayakta durma azminde devam eder. Haydar Aliyev’in ömrü de Azerbaycan’ın bağımsızlığında, üç renkli bayrağın yüceliğinde, Karabağ’da kurulan yeni hayatın sesinde, Şuşa’dan dünyaya yayılan muzaffer Azerbaycan ruhunda yaşamaktadır.
10 Mayıs, Azerbaycan’ın kurtuluşunun doğum günüdür. Bu tarih bize bir hakikati yeniden hatırlatır: Halk büyük evladına sadakatini korudukça tarih de o halkın yolunu aydınlatır.
Doğum gününüz kutlu olsun, Ulu Önder!
Ruhunuz şad olsun.
Sizin adınız bu halkın hafızasında anne duası kadar kutsal, Vatan toprağı kadar aziz, Azerbaycan bayrağı kadar yücedir.
Sizin kurduğunuz Azerbaycan yaşıyor, yükseliyor, zaferler kazanıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: