Ancak asıl dikkat çeken gelişme askeri cephede yaşanıyor. Axios'un aktardığına göre diplomatik girişimlerin başarısız kalması halinde Trump, İran'ın ham petrol ihracatının yüzde 90'ını gerçekleştirdiği Hark Adası'na (Kharg Island) doğrudan kara birlikleri göndererek adayı ele geçirmeyi planlıyor. ABD'li yetkililer bu hamlenin rejime yönelik bir "ekonomik nakavt" anlamına geleceğini belirtiyor.
İran'ın seçici ablukası ve Çin'e yuan teklifi
Tahran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki ablukası son derece hesaplı bir stratejiyle yürütülüyor. İran, diğer Körfez ülkelerinin petrol tankerlerini engellerken kendi gemilerinin Çin'e serbestçe geçmesine izin veriyor. Krizin finansal boyutunu ise İranlı bir yetkilinin CNN'e yaptığı açıklama gözler önüne serdi: Tahran, petrol ticaretinin ABD doları yerine Çin yuanı ile yapılması koşuluyla tankerlere güvenli geçiş izni verebileceğini duyurdu. Bu şart, Washington'da büyük öfke yarattı.
Koalisyon için yoğun diplomasi trafiği
Trump yönetimi hafta sonunu yedi farklı ülkeyle telefon görüşmelerine ayırdı. Perşembe günü Beyaz Saray'ı ziyaret edecek olan Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile yapılacak görüşmenin ana gündem maddesi İran ve tanker güvenliği olacak. Ay sonunda planladığı Şi Cinping zirvesi öncesinde ise Trump, Pekin'i koalisyona katılmaya zorluyor. Çin'in geri adım atması halinde ziyareti erteleyebileceğini açıkça ifade etti. NATO müttefiklerine yönelik ise olumsuz yanıt verilmesi halinde ittifakın geleceğinin tehlikeye gireceği uyarısında bulundu.
Hark Adası'na kara harekâtının riskleri
ABD'li yetkililer, Hark Adası'nın işgalinin devasa riskler taşıdığını kabul ediyor. Böyle bir girişim İran'ı Suudi Arabistan başta olmak üzere diğer Körfez ülkelerinin petrol tesislerine ve boru hatlarına yönelik büyük çaplı misillemeye itebilir. Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise adanın ele geçirilmesine açıkça destek vererek savaşın kaderini bu hamlenin belirleyeceğini savundu.

Yorumlar
Kalan Karakter: