ABD ile İran arasında dijital imzalarla tamamlanan ateşkes anlaşması, küresel enerji piyasalarını hareketlendirirken Orta Doğu'daki dengeleri yeniden şekillendiriyor. ABD Başkanı Trump, cuma günü Cenevre’de gerçekleşecek imza töreniyle sürecin resmileşeceğini duyururken, İsrail Başbakanı Netanyahu "Anlaşmayı ABD yaptı, bizim planlarımız farklı" diyerek Lübnan'dan çekilmeyeceklerini açıkladı.
Haftalardır devam eden çatışmaların ardından Washington ve Tahran arasında varılan mutabakat, taraflar arasında 60 günlük bir ateşkes sürecini ve nükleer müzakerelerin önünü açmayı hedefliyor.
İmzalar Atıldı: "Hürmüz Boğazı Cuma Günü Tamamen Açılacak"
ABD'li yetkililerin açıklamasına göre; ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik ortamda imzalanan mutabakat zaptı, çatışmaları durdurmayı amaçlıyor. Trump, anlaşmanın detaylarının cuma günü Cenevre’de düzenlenecek törenle dünya kamuoyuna duyurulacağını ve Hürmüz Boğazı'nın aynı gün gemi trafiğine "tamamen ve kısıtlamasız" açılacağını bildirdi.
Ancak sahada durumun henüz tam normale dönmediği görülüyor. İran tarafı, boğazdaki denetim yetkisinin belli ölçüde Tahran yönetiminde kalmaya devam edeceğini savunurken, ABD Donanması olası mayın tehditlerine karşı bölgede yeni nesil insansız hava aracı tabanlı önlemler almaya başladı.
Netanyahu: "Lübnan'dan Çekilmeyeceğiz"
Anlaşmaya yönelik en sert tepki ise İsrail'den geldi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD-İran mutabakatına ilişkin değerlendirmesinde İsrail’in bir taraf olmadığını vurguladı. Netanyahu, şunları kaydetti:
"Ne olacağını hala bilmiyoruz. Bu anlaşmayı ABD yaptı. İsrail, Lübnan’ın güneyinde işgal ettiği bölgelerden çekilmeyecek ve Hizbullah’a karşı operasyonel hareket özgürlüğünü koruyacak."
İsrail Savunma Bakanlığı ise ateşkes mutabakatına rağmen Lübnan'ın güneyindeki operasyonların devam edeceğini bildirdi. Nitekim Cizzin ve Mahmudiye gibi bölgelere yönelik topçu saldırılarının gece boyunca sürdüğü rapor edildi.
Anlaşmanın 3 Kritik Başlığı
-
Nükleer Müzakereler: 19 Haziran'da başlayacak görüşmelerde, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını imha etmesi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerine kapılarını açması bekleniyor.
-
Ekonomik Yaptırımlar: Petrol ihracatının önündeki engellerin kaldırılması ve dondurulmuş fonların serbest bırakılması gündemde. ABD, bu ödemeleri "performansa dayalı bir model" olarak kurguluyor.
-
Bölgesel Güvenlik: ABD, kapsamlı bir nükleer anlaşma sağlanana kadar bölgedeki askeri varlığını korumaya devam edeceğini açıkladı.
Taraflar Arasında "Güven" Krizi
Anlaşma metni henüz tam olarak kamuoyuna açıklanmadığı için her iki başkentten farklı yorumlar gelmeye devam ediyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, "Ekonomik fırsatlar oluşturabilir ancak ABD'nin geçmişte anlaşmaları yırtıp attığını biliyoruz, aşırı bağımlılıktan kaçınacağız" diyerek temkinli yaklaştı. ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise anlaşmanın uygulanabilirliği konusundaki endişelerini dile getirerek, İran ile ABD’nin metni farklı yorumladığına dikkat çekti.
Gözler şimdi 19 Haziran’da başlayacak olan teknik müzakerelere ve cuma günü İsviçre'de yapılacak resmi törene çevrilmiş durumda. Tüm dünya, bu mutabakatın kalıcı bir barışa mı yoksa sadece geçici bir "soluklanma" dönemine mi işaret edeceğini merakla bekliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: