Bella-1 kod adıyla bilinen tanker, takipten kaçınmak için geminin üzerindeki yazıları değiştirerek Marinera ismini almış ve Rus bayrağı çekmeye başlamıştı. Trump ekibinin Ukrayna konusunda Moskova ile masaya oturduğu bir zamanda gerçekleşen bu hamle, iki başkent arasındaki gerginliği artırdı. Maduro'nun bir hafta önce ABD askerleri tarafından alınmasının ardından gelen bu operasyon, Washington'ın Latin Amerika'daki sert tutumunun devam edeceğinin sinyalini veriyor.
ABD Rus gemisine nasıl el koydu?
İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, takip ettikleri tankerin gerçek isminin Bella-1 olduğunu, ancak geminin yakalanmaktan kaçınmak için ismini Marinera olarak değiştirdiğini ve Rus bayrağı çekmeye başladığını belirtti. Noem, tankerin uzun süredir gözetim altında tutulduğunu vurguladı. Geçen yıl İran petrolü kaçakçılığı nedeniyle kara listeye alınan gemi, İngiliz karasularına yakın bir noktada durduruldu.
Amerika ve İngiltere'ye ait denizaltı avcı uçakları operasyon sırasında hava desteği verdi. Venezuela limanından çıkan ve Avrupa rotasında ilerleyen tanker, ABD ablukasını delmeye çalışırken yakalandı. Kimliğini gizlemek için isim ve bayrak değişikliğine giden geminin, haftalarca süren bir takip sonrası ele geçirildiği aktarıldı.
Rusya'dan ABD'ye sert tepki
Trump ekibinin Ukrayna meselesinde Rus yetkilileriyle diplomatik görüşmeler yürüttüğü bir süreçte gerçekleşen bu operasyon, Moskova'dan sert tepki aldı. Rusya Ulaştırma Bakanlığı, 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne atıfta bulunarak müdahaleyi eleştirdi.
Bakanlık yaptığı açıklamada, uluslararası sularda başka ülkelerin gemilerine karşı güç kullanımının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Moskova, Washington'ın bu eylemini deniz hukukuna aykırı bulduğunu belirterek diplomatik yollardan itirazını dile getirdi.
İngiltere operasyona destek verdi
İngiliz Savunma Bakanı John Healey, operasyonu destekleyen bir açıklama yaparak geminin "Terör ve çatışmaları besleyen Rus-İran yaptırım kaçırma ağının bir halkası" olduğunu söyledi. İngiliz keşif uçaklarının operasyona katılması, Londra'nın Washington'ın Venezuela stratejisini onayladığını ortaya koydu.
İngiltere yetkilileri, yaptırımlara tabi gemilerin izlenmesinde ABD ile sıkı koordinasyon içinde olduklarını ve bu tip operasyonların uluslararası yaptırımların işlerliğini güçlendirdiğini ifade etti.
ABD Savunma Bakanı'ndan "meydan okuma" mesajı
Savunma Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda "Venezuela'nın yasadışı petrolüne uygulanan abluka dünyanın her noktasında TAMAMEN GEÇERLİDİR" ifadelerini kullanarak kararlılık mesajı verdi.
Hegseth'in bu sert çıkışı, Trump yönetiminin Venezuela petrolü konusundaki tavizsiz tutumunu gözler önüne serdi. Aynı tarihte Karayip bölgesinde uyruksuz kabul edilen başka bir tankere daha el konulması açıklandı. Bu gelişme, ABD'nin Venezuela petrol ambargosunu küresel çapta uygulamaya kararlı olduğunun işareti olarak yorumlandı.
Venezuela petrolü satılacak mı?
Geçtiğimiz hafta Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun ABD ordusu tarafından Caracas'taki sarayından alınarak "uyuşturucu kaçakçılığı" suçlamasıyla yargılanmak üzere götürülmesinin ardından, Washington yönetimi enerji politikasında da vites artırdı.
Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio, el konulan petrole ilişkin yaptığı açıklamada "Tüm petrole el koyup, elde edilen geliri Venezuela halkının yararına kullanmak üzere satmaya yönelik bir anlaşmayı uygulamak üzereyiz" dedi.
Enerji Bakanı Chris Wright da yönetimin Venezuela petrolünün satışında daha doğrudan bir rol üstleneceğini teyit etti. Bu açıklamalar, ABD'nin Venezuela'dan el koyduğu petrolü uluslararası piyasalarda satarak gelir elde etmeyi planladığını gösteriyor.
Trump'ın Güney Amerika stratejisi
Trump yönetiminin Güney Amerika'daki agresif politikalarının Venezuela ile sınırlı kalmayabileceği belirtiliyor. Başkan Trump'ın gündeminde rejim değişikliği için Kolombiya'nın olabileceği öne sürülürken, Marco Rubio'nun da uzun süredir Küba'daki komünist yönetimin devrilmesi için baskı yaptığı biliniyor.
Ancak anketler, Amerikan halkının büyük çoğunluğunun bölgeye askeri müdahaleye karşı olduğunu gösteriyor. Trump yönetiminin Venezuela'da Maduro'yu devirmesi ve petrol gemilerine el koyması, bölgedeki diğer ülkelere de bir mesaj niteliği taşıyor.
İkinci gemiye de el konuldu
ABD makamları, Atlantik'teki Rus gemisine müdahale ile aynı gün Karayipler'de "vatansız" statüsündeki ikinci bir tankere daha el koyduğunu açıkladı. Bu durum, Trump yönetiminin Venezuela petrolüne yönelik ablukasını ne kadar ciddiye aldığını ve küresel ölçekte uygulamaya kararlı olduğunu gösteriyor.
İki gemiye aynı gün müdahale edilmesi, ABD'nin koordineli bir operasyon yürüttüğünü ve Venezuela petrolü taşıyan tüm gemileri hedef aldığını ortaya koyuyor.

Yorumlar
Kalan Karakter: