Kağıthane’deki evinden 2 Mart 2025 tarihinde "Belgrad Ormanı'na gideceğim" diyerek ayrılan ve kendisinden uzun süre haber alınamayan Ece Gürel'in vefatı, ülkemizi yasa boğmuştu. 4 gün boyunca sarp ormanlık alanda arama kurtarma ekipleri tarafından karış karış aranan genç mimar, bulunduğunda tüm Türkiye tek yürek olmuştu. Ancak yoğun bakımda verdiği yaşam mücadelesini kaybeden Gürel'in ölümündeki şüpheler, nihayet yargı kararıyla netleşti.
Adli Tıp Raporu: "Travmatik Bir Etken Yok"
Savcılık tarafından dosyaya eklenen Adli Tıp Kurumu otopsi raporunda, genç mimarın ölümüne dair merak edilenler aydınlatıldı:
-
Hipotermi Gerçeği: Ölümün, soğuğa maruz kalma (hipotermi) ve gelişen akut böbrek yetmezliği gibi tıbbi komplikasyonlar sonucu gerçekleştiği kesinleşti.
-
Dış Etken Bulunmadı: Yapılan incelemelerde vücutta herhangi bir travmatik etkiye, zehirlenme bulgusuna veya yabancı bir kişiye ait DNA profiline rastlanmadı.
-
Yalnızlık Tespiti: Gürel'in ormana tamamen yalnız gittiği ve kaybolduğu süreçte tek başına olduğu tespit edildi. Bilgisayar kayıtlarında da olayla ilişkili şüpheli bir veri bulunamadı.
Bu bulgular ışığında savcılık, olayda bir "suç unsuru" veya "şüpheli şahıs" tespit edilememesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdi.
"Cadılık Eğitimi" Soruşturması
Ece Gürel'in ölümü sürecinde, kendisine "cadılık eğitimi" verdiği iddia edilen Hale Nur Özen hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ayrı bir soruşturma dosyası da gündeme gelmişti. "Nitelikli dolandırıcılık" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi yayma" gibi suçlamalarla gözaltına alınan Özen, ifadesinde Gürel ile online dersler aracılığıyla tanıştığını öne sürmüş ve suçlamaları reddetmişti. Özen, sevk edildiği adli makamlarca adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Genç mimarın ölümüyle ilgili tüm hukuki süreçlerin tamamlanmasıyla, kamuoyunda uzun süre tartışılan olay, "hipotermi" teşhisiyle dosyanın kapanmasıyla noktalandı.
Yorumlar
Kalan Karakter: