Donald Trump yönetiminin göreve başlamasıyla birlikte Washington hattında yeni bir dönemin kapılarının aralanacağına inandığını belirten Erdoğan, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın önemine vurgu yaptı. Erdoğan, savunma sanayiinden enerji güvenliğine kadar geniş bir yelpazede Türkiye’nin üstlendiği "dengeleyici ve stratejik" rolün altını çizdi.
Röportajın en dikkat çeken başlığı ise F-35 programı oldu. Eylül ayında New York'ta Trump ile gerçekleştirdiği görüşmede konuyu bizzat gündeme getirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin F-35 programından çıkarılmasını "haksızlık" olarak nitelendirdi. Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi tedariki nedeniyle uygulanan yaptırımların ve program dışı bırakılma kararının, sadece Türkiye için değil, NATO'nun genel güvenliği açısından da bir kayıp olduğunu dile getirdi.
F-35 Programı ve S-400 Gerilimi
Erdoğan, Trump’ın yeniden başkanlık koltuğuna oturmasıyla ilişkilerin daha makul bir zemine taşınabileceği mesajını verdi. F-35 savaş uçaklarının teslim alınması ve Türkiye'nin programa iadesinin, iki müttefik ülkenin yanı sıra ittifakın savunma kapasitesi için de gerekli olduğunu savundu. S-400 füzeleriyle ilgili sürece de değinen Erdoğan, Türkiye’nin itibarının korunması ve finansal kurumlarına yönelik haksız cezalandırmaların son bulması gerektiğini belirtti. Görüşmelerin, hukuka uygun ve müttefiklik ruhuna yakışır adil bir çözüm ekseninde sürdüğü ifade edildi.
Enerji Güvenliği ve Bölgesel Diplomasi
Röportajda enerji başlığına da geniş yer ayıran Erdoğan, Türkiye'nin ABD menşeli LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) tedarikini kayda değer ölçüde artırdığını açıkladı. Enerji güvenliğini ulusal menfaatler doğrultusunda şekillendirdiklerini belirten Erdoğan, hidrokarbon ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak dengeli hareket etmek zorunda olduklarını vurguladı.
Rusya-Ukrayna savaşı ve Gazze krizi gibi bölgesel sorunlarda Türkiye'nin eşsiz konumuna dikkat çeken Erdoğan, hem Putin hem de Zelenskiy ile doğrudan görüşebilen tek aktör olduklarını hatırlattı. Gazze'de oluşturulması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü konusunda ise Türkiye'nin dahil olmadığı bir mekanizmanın başarı şansının düşük olacağını, bölgedeki tarihsel bağları ve NATO üyeliğiyle Türkiye'nin bu misyonun anahtar ülkesi konumunda bulunduğunu sözlerine ekledi.

Yorumlar
Kalan Karakter: