Liderlik değişimi, 28 Şubat 2026’da Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından başlayan kritik sürecin en önemli aşaması oldu. Geçici liderlik konseyiyle yürütülen dönemin ardından gözler Uzmanlar Meclisi’ne çevrilmişti. Beklenen kararın açıklanmasıyla birlikte İran’da yeni dönemin adı da netleşmiş oldu.
Mücteba Hamaney kimdir?
Mücteba Hamaney, 17 Eylül 1969’da Meşhed’de doğdu. Ali Hamaney’in oğullarından biri olan Mücteba Hamaney, kamuoyu önünde çok sık görünmeyen, daha çok perde arkasındaki etkisiyle konuşulan bir isimdi. Dini eğitimini Kum’da sürdürdü. İleri düzey fıkıh ve usul eğitimi aldığı, Şii dini çevrelerinde uzun yıllardır bilinen isimlerden biri olduğu belirtiliyor.

İran-Irak Savaşı sırasında Besic saflarında bulunduğu da bilinen Mücteba Hamaney, resmi görevlerde ön planda olmasa da özellikle güvenlik bürokrasisi, muhafazakar çevreler ve dini yapılar içindeki etkisi nedeniyle yıllardır olası lider adayları arasında gösteriliyordu. Son kararla birlikte bu süreç resmiyet kazandı.
İran’da yeni dönemde neler bekleniyor?
İran’da dini liderlik makamı, yalnızca sembolik bir görev olarak görülmüyor. Bu makam, iç politika, dış politika, ordu ve güvenlik yapısı üzerinde belirleyici güce sahip. Bu nedenle Mücteba Hamaney’in göreve gelmesi, savaşın sürdüğü bir dönemde çok daha kritik bir anlam taşıyor.

Kararın ardından İran ordusu ve Devrim Muhafızları’nın yeni lidere bağlılık mesajı verdiği görüldü. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da tebrik mesajı yayımladı. Bu tablo, devlet yapısında hızlı bir hizalanma yaşandığını gösteriyor. İran’da artık gözler, Mücteba Hamaney döneminin nasıl şekilleneceğine ve bu liderlik değişiminin bölgedeki çatışmalara nasıl yansıyacağına çevrilmiş durumda.
İran’da neden iki farklı ordu var? Yeni lider sürecinde bu ayrıntı neden önemli?
İran’da Mücteba Hamaney’in yeni dini lider ilan edilmesinin ardından en çok merak edilen başlıklardan biri de ülkedeki askeri yapı oldu. Çünkü İran’da klasik anlamda tek bir ordu bulunmuyor. Ülkede hem düzenli ordu var hem de rejimin güvenlik omurgasını oluşturan ayrı bir askeri güç görev yapıyor.
Bu yapı, İran’ın 1979 İslam Devrimi sonrasında kurduğu siyasal sistemin bir parçası. Devrimden sonra yalnızca ülke sınırlarını koruyan bir orduyla yetinilmedi. Aynı zamanda rejimi, dini liderliği ve devrim düzenini korumak için ikinci bir askeri yapı oluşturuldu. Bu nedenle İran’da bugün iki büyük silahlı yapı yan yana varlığını sürdürüyor.
Düzenli ordu ile Devrim Muhafızları aynı şey değil
İran’daki ilk askeri yapı düzenli ordu, yani Artesh. Bu güç kara, hava ve deniz unsurlarından oluşuyor. Temel görevi ülke sınırlarını korumak, dış tehditlere karşı savunma yapmak ve klasik askeri görevleri yerine getirmek. Bu yapı birçok ülkedeki geleneksel ordu modeline daha yakın duruyor.
İkinci yapı ise Devrim Muhafızları. İran’daki asıl farkı yaratan güç de burası. Devrim Muhafızları yalnızca askeri bir kurum değil; aynı zamanda ideolojik, siyasi ve güvenlik açısından rejimin en kritik dayanaklarından biri. Füze programı, dış operasyonlar, vekil güçlerle ilişkiler ve iç güvenlikte çok daha etkili bir rol oynuyor. Kudüs Gücü de bu yapının içinde yer alıyor.
Yeni lider açısından neden kritik?
İran’da dini lider yalnızca siyasi bir figür değil, silahlı yapıların da en üst otoritesi. Bu yüzden yeni liderin hem düzenli ordu hem de Devrim Muhafızları üzerinde hakimiyet kurması gerekiyor. Ancak pratikte Devrim Muhafızları’nın ağırlığı çok daha fazla hissediliyor.
Bu nedenle İran’da lider değişimi olduğunda sadece “ordu ne yapacak” sorusu sorulmuyor. Asıl dikkat edilen nokta, Devrim Muhafızları’nın yeni lidere ne kadar hızlı ve ne kadar güçlü destek vereceği oluyor. Çünkü ülkedeki gerçek güç dengesi büyük ölçüde bu iki yapının ilişkisiyle şekilleniyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: