Diziyi izlediğini açıklayan Fişekçi, duygusal olarak derinden etkilendiğini söyledi ve herkesin merak ettiği soruyu yanıtladı: Füsun karakteri gerçekte kim?
Fişekçi'nin çarpıcı sözleri yeniden alevlenen tartışmaları bambaşka bir boyuta taşıdı. Peki Karolin Fişekçi kim ve Pamuk ile yaşadığı ilişki romanla nasıl örtüşüyor?

Karolin Fişekçi'nin dikkat çeken açıklaması
Karolin Fişekçi, Masumiyet Müzesi dizisini izledikten sonra yaptığı değerlendirmede dikkat çeken ifadeler kullandı. Eski sevgilisi olarak tanınan ressam, dizide kendinden çok şey bulduğunu belirtti. Fişekçi daha önce de Pamuk ile ilişkisini romanla ilişkilendirmiş, kendisini Füsun karakterine benzetmişti.
Fişekçi, yıllar önce verdiği röportajda ilişkilerinin romandaki gibi tutkuyla başladığını, gizli kalan kadın olmanın zorluğunu yaşadığını ve tıpkı Füsun gibi bir başkasıyla birlikte bilinen adamın "görünmeyen aşkı" olmayı kabul ettiğini anlatmıştı.

Pamuk ile ilişkileri nasıl ortaya çıktı?
İkili ilk kez 2011'de Amerika'da kol kola çekilmiş bir fotoğrafla gündeme oturdu. O dönem Orhan Pamuk, Hintli yazar Kiran Desai ile adı anılıyordu. Pamuk ilişki iddialarını reddederken, Fişekçi ise konuşmayı tercih etti. Ermeni kökenli ressam, tutkuyla bağlandığı yazarı ve aralarındaki ilişkiyi detaylı biçimde anlattı.
Fişekçi'ye göre Pamuk ile tanışmaları sanat üzerinden başladı. Birkaç günlük e-posta yazışmasının ardından yazarın resimlerini görmek istemesiyle buluştular ve ilişki hızla başladı. Fişekçi bu süreci açıkça romandaki Kemal-Füsun buluşmalarına benzetmişti.

Füsun gerçekten Karolin Fişekçi mi?
Bu iddia edebiyat çevrelerinde tartışmalı. Kronolojik olarak bakıldığında Masumiyet Müzesi romanı 2008'de yayımlandı, Pamuk'un Fişekçi ile ilişkisi ise ancak 2011'de haberlere yansıdı. Yani roman yazıldığında ikili henüz bir araya gelmemişti. Bu durum, Fişekçi'nin doğrudan Füsun'un ilham kaynağı olduğu iddiasını zayıflatıyor.
Ancak ilginç olan şu: Roman yayınlandıktan sonra Pamuk'un hayatına giren Fişekçi, adeta Füsun'un gerçek hayattaki yansıması gibi bir rol üstlendi. Gizli kalan aşk, sınıf farkı, tutkulu ama hüzünlü bir ilişki — romanla gerçek hayat arasındaki benzerlikler tesadüf olamayacak kadar çarpıcı.
Masumiyet Müzesi dizisi neden bu kadar gündemde?
13 Şubat'ta Netflix'te yayınlanan 9 bölümlük dizi, Selahattin Paşalı (Kemal) ve Eylül Lize Kandemir (Füsun) başrolleriyle kısa sürede izlenme listelerinin zirvesine çıktı. Yönetmenliğini Zeynep Günay'ın üstlendiği, yapımcılığını Kerem Çatay'ın yaptığı dizi, 1970'lerin İstanbul'unda geçen hikayesiyle hem nostaljik atmosferi hem de aşk-saplantı sınırındaki ilişkiyi ekrana taşıdı.
Pamuk, dizinin yayını sonrasında T24'e verdiği söyleşide senarist Ertan Kurtulan ile ortaklaşa çalıştıklarını anlattı. Romanın en iyi eseri olmadığını ama müzesiyle birlikte farklı bir yerde durduğunu da ekledi.
Masumiyet Müzesi romanı ve müze hakkında
Orhan Pamuk'un 2008'de yayımladığı roman, 1975 İstanbul'unda zengin Basmacı ailesinin oğlu Kemal ile yoksul akrabası tezgahtar Füsun arasındaki imkansız aşkı konu alıyor. Kemal, kaybettiği kadının anısını eşyalar aracılığıyla yaşatmaya çalışıyor — sigara izmaritleri, küpeler, tuzluklar, her biri bir anının taşıyıcısı oluyor.
Çukurcuma'daki gerçek Masumiyet Müzesi 2012'de açıldı. Romanın 83 bölümüne karşılık gelen 83 vitrin, 1950-2000 arası İstanbul'un gündelik hayatından toplanan binlerce objeyi sergiliyor. Dünyada bir romandan doğan ilk müze olma özelliğini taşıyan mekan, Pamuk'un kişisel servetinden finanse edildi.
Yorumlar
Kalan Karakter: