Hukukçular Derneği Gençlik Komisyonu tarafından düzenlenen “Suça Sürüklenen Çocuk Paneli: Adalet, Koruma ve Sorumluluk”, Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de yoğun katılımla gerçekleştirildi.
Çocuk ceza adalet sisteminin çok boyutlu olarak ele alındığı programda; hukuk, psikiyatri, sosyoloji, eğitim, aile yapısı, dijitalleşme, bağımlılık, önleyici tedbirler, rehabilitasyon ve yaptırım-koruma dengesi gibi başlıklar uzman isimler tarafından değerlendirildi.
Programa; Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Av. Doç. Dr. Safa Koçoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut, Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Emrah Bozbayındır, Hukukçular Derneği Genel Başkanı Av. Mehmet Melih Gürselen, akademisyenler, yargı mensupları, hukukçular, sivil toplum temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Programın açılışında, suça sürüklenen çocuk meselesinin yalnızca ceza hukuku kapsamında değil; adalet, koruma, sorumluluk ve toplumsal vicdan ekseninde ele alınması gerektiği vurgulandı. Açılışta, “Bir çocuk suça mı sürüklenir, yoksa toplum bazen bir çocuğu karanlığa mı iter?” sorusu üzerinden, çocukların yalnızca işledikleri fiillerle değil, onları o noktaya taşıyan ailevi, sosyal, psikolojik ve çevresel sebeplerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Hukukçular Derneği Gençlik Komisyonu Başkanı Av. Hacer Nur Kılıçarslan, açılış konuşmasında Gençlik Komisyonu’nun hukuk fakültesi öğrencilerinin gelişimine katkı sunmak, genç hukukçuların toplumsal meselelere karşı duyarlılığını artırmak ve çözüm odaklı çalışmalar yürütmek amacıyla faaliyet gösterdiğini belirtti. Kılıçarslan, suça sürüklenen çocuk meselesinin yalnızca hukuki bir tanım olmadığını ifade ederek, “Suça sürüklenen çocuk, yalnızca hukuki bir tanımlama değil; arka planında toplumun bugününü ve geleceğimizi anlatan çok katmanlı bir gerçeğe ışık tutar.” dedi.
Hukukçular Derneği Genel Başkanı Av. Mehmet Melih Gürselen ise meselenin vicdani ve toplumsal boyutuna dikkat çekti. Gürselen, “Bir çocuğu kaybetmek, ister fail olsun ister mağdur olsun, aslında bir nesli, bir toplumu kaybetmek demektir.” ifadelerini kullanarak, hukukçuların yalnızca suçun sonucuyla değil, sebepleriyle de ilgilenmesi gerektiğini vurguladı.
Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Emrah Bozbayındır da çocuk ceza adalet sisteminin hem Türkiye’de hem dünyada tartışılmaya devam eden ağır ve çok yönlü bir mesele olduğunu belirtti. Bozbayındır, çocuk suçluluğu, ceza sorumluluğu yaşı, koruma tedbirleri ve yaptırım dengesinin sağlıklı bir zeminde ele alınması gerektiğini ifade ederek bu tartışmaların disiplinler arası bir yaklaşımla yürütülmesinin önemine dikkat çekti.
Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Av. Doç. Dr. Safa Koçoğlu ise konuşmasında çocukların adalet sistemiyle karşı karşıya kalmadan önce desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Koçoğlu, “Hedefimiz çok net: Çocuğu riskle karşılaşmadan önce desteklemek.” ifadelerini kullanarak gençlik merkezleri, spor tesisleri, gençlik kampları, gönüllülük faaliyetleri ve psikososyal destek çalışmalarının çocuklar ve gençler için koruyucu alanlar oluşturduğunu belirtti. Koçoğlu ayrıca gençlere hitaben, çevrelerindeki çocuklara ve gençlere ulaşma noktasında sorumluluk almaları gerektiğini ifade etti.
Açılış konuşmalarının ardından programın ilk oturumuna geçildi. “Çocuk Ceza Adalet Sisteminde Sorunlar ile Çözüm Önerileri” başlıklı birinci oturumun moderatörlüğünü Hukukçular Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Av. Mehmet Özcan üstlendi. Oturumda; AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi Dr. İpek Coşkun Armağan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selman Dursun ve Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akgün konuşmacı olarak yer aldı.
İlk oturumda, suça sürüklenen çocuk meselesinin yalnızca adli süreçlerle çözülemeyeceği; aile, okul, mahalle, akran çevresi, dijital dünya, bağımlılık, ruh sağlığı, eğitim ve sosyal politika alanlarıyla birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.
Müşerref Pervin Tuba Durgut, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nun çalışmaları hakkında bilgi verdi. Komisyonun çocuk hükümlü ve tutuklular, hâkim ve savcılar ile uzman personel üzerinden kapsamlı saha araştırmaları yürüttüğünü belirten Durgut, çocuk suçluluğunun tek bir sebebe indirgenemeyeceğini ifade etti. Durgut, “Bu mesele yalnızca suç işlendikten sonra devreye giren adli mekanizmalarla çözülecek bir mesele değil.” diyerek aile bağları, rehber eksikliği, madde kullanımı, dijital riskler, ruh sağlığı ve çevresel faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Durgut, cezasızlık algısının çocukların tekrar suça yönelmesinde dikkate alınması gereken önemli bir başlık olduğunu da belirtti. Çocukların işledikleri fiillerin hukuki sonuçlarını bilmesinin önleyici bir etki oluşturabileceğini ifade eden Durgut, çocuk adalet sisteminde kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Oturumda söz alan Doç. Dr. Selman Dursun ve Dr. Mustafa Akgün, ebeveynlerin çocukların işlediği suçlar karşısındaki hukuki sorumluluğunu Fransa, Almanya ve Türkiye örnekleri üzerinden değerlendirdi. Konuşmalarda ceza sorumluluğunun şahsiliği, kusur ilkesi, ebeveyn gözetimi, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülükler ve farklı ülkelerdeki düzenleme modelleri ele alındı.
Dr. Mustafa Akgün, karşılaştırmalı hukuk örneklerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Norm’un uygulanmasının imkânsız olması, böyle bir norm yapmanın kendiliğinden anayasaya veya suçtan ötürü cezai sorumluluğun şahsiliği ilkesine aykırı olması değildir.” ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Selman Dursun, ceza hukukunun son çare olması gerektiğine dikkat çekerek, “Ceza hukukçusu olmama rağmen en az ceza hukuku en iyi ceza hukukudur diyorum.” ifadelerini kullandı. Dursun, suça sürüklenen çocuk meselesinde asıl tartışmanın önleme, koruma ve destek mekanizmaları üzerine yoğunlaşması gerektiğini belirtti.
Dr. İpek Coşkun Armağan ise çocuk suçluluğunun sosyolojik ve eğitimsel boyutlarına dikkat çekti. Çocukların suça yönelmesinde aile, okul, medya, dijital ortamlar, sosyal çevre ve yapısal faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Armağan, koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yalnızca verilmesinin yeterli olmadığını, bu tedbirlerin etkisinin de izlenmesi gerektiğini ifade etti. Armağan, “Koruyucu ve destekleyici tedbirler veriliyor ama etkisi izlenmiyor sistemde. Etkisini izleyecek modellere gitmemiz gerekiyor.” dedi.
Programın ikinci oturumu ise “Çocuk Ceza Adalet Sistemine Yeni Bir Bakış: Yaptırım ve Koruma Dengesi” başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumun moderatörlüğünü Hukukçular Derneği Gençlik Komisyonu Başkanı Av. Hacer Nur Kılıçarslan üstlendi. Oturumda; Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammed Demirel ve İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Savcısı Doç. Dr. Cengiz Apaydın konuşmacı olarak yer aldı.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, suça sürüklenen çocuk meselesine tıbbi ve psikososyal bir perspektiften yaklaşarak, çocuk suçluluğunda doğru teşhisin önemine dikkat çekti. Tarhan, çocuğun yalnızca suç davranışı üzerinden değil; gelişim süreci, aile ortamı, travmaları, dijital maruziyeti ve ruhsal durumu üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Tarhan, “Tıbbi bakış açısına göre suç işleyen çocuk kötü veya suçlu değil; gelişmesi engellenmiş, travmatize edilmiş, risk altında veya tedavi edilmemiş çocuktur.” ifadelerini kullandı.
Tarhan, çocuk suçluluğunun önlenmesinde aile yapısı, güvenli bağlanma, değerler eğitimi, dijital okuryazarlık ve psikolojik sağlamlık çalışmalarının önemine işaret etti. Çocuk yetiştirmede yalnızca akademik başarı ve zekâ vurgusunun yeterli olmadığını belirten Tarhan, çocuklara ahlaki ve insani değerlerin de kazandırılması gerektiğini söyledi.
Doç. Dr. Muhammed Demirel ise çocuk ceza hukukunda kavramlar, yaş grupları ve ceza sorumluluğu bakımından farklılaştırılmış bir yaklaşımın gerekliliğine dikkat çekti. Demirel, “Bütün suç işlemiş halde bulunan çocukların suça sürüklenen çocuk ya da komple suça bulaşan çocuk şeklinde tek bir kategori altında bulunmasını doğru bulmuyorum.” dedi. Özellikle ağır suçlar ve tekrar eden suç davranışları bakımından mevcut sistemin yeniden tartışılması gerektiğini belirten Demirel, çocukların ilk suçta cezaeviyle tanıştırılmasının sakıncalarına da dikkat çekti.
İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Savcısı Doç. Dr. Cengiz Apaydın ise çocuk suçluluğuyla mücadelede yalnızca yasal düzenlemelerin değil; eğitim, aile, okul, sosyal hizmetler, güvenlik, medya ve hukuk bilinci alanlarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Apaydın, çocuklara erken yaşlardan itibaren temel hukuk bilinci kazandırılması gerektiğini belirterek, “Hangi eylemler suç, cezaları neler; çocuğa öğretilmiyor. Niçin ortaokulda, lisede, üniversitede bunlar müfredata girmiyor?” sözleriyle eğitim sisteminde hukuk bilincinin önemine dikkat çekti.
Apaydın, çocuk adalet sisteminde temel yaklaşımın aşamalı olması gerektiğini belirterek, “Önce koruyucu, önleyici çocuk çalışmaları; sonra onarıcı adalet, sonra rehabilite edici adalet. Bu bir süreç.” ifadelerini kullandı. Uyuşturucu, dijital suçlar, bilişim suçları, çeteleşme, göç, eğitim dışına çıkma, sosyal yoksunluk ve aile içi sorunların çocuk suçluluğunda önemli risk alanları olduğunu belirten Apaydın, bu alanlarda eğitim, sosyal hizmet ve rehabilitasyon politikalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Panel boyunca yapılan değerlendirmelerde, suça sürüklenen çocuk meselesinin yalnızca “çocuk ne yaptı?” sorusuyla değil, “çocuğu bu noktaya getiren şartlar nelerdir?” sorusuyla birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı. Hukuk, psikiyatri, sosyoloji, eğitim ve sosyal politika alanlarının ortak çalışmasının çocuk adalet sisteminde daha adil ve etkili sonuçlar doğuracağı ifade edildi.
Program, konuşmacılara plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Hukukçular Derneği Gençlik Komisyonu, çocuk ceza adalet sistemine ilişkin akademik, hukuki ve toplumsal tartışmaları sürdürmeye; genç hukukçuların bu alandaki farkındalığını artırmaya ve çözüm odaklı çalışmalar üretmeye devam edeceğini belirtti.
Yorumlar
Kalan Karakter: