Gece yarısıydı. Şehir sessizdi ama onun bedeni değildi.
İlk başta sadece bir huzursuzluktu. Açlık gibi… ama değildi.
Karnı tok olmasına rağmen içini kemiren tuhaf bir boşluk hissi. Sanki vücudu bir şey istiyor ama ne olduğunu söyleyemiyordu.
Saat 02:17.
Gözlerini açtı. Kalbi hızlı atıyordu. Elleri hafif titriyordu. Yatağın içinde doğruldu. O an, odanın içi olduğundan daha dar, hava daha ağır geldi.
Mutfağa yürüdü.
Ayakları çıplaktı, zemin soğuktu. Ama o soğuğu hissetmiyordu. Çünkü vücudu başka bir alarmdaydı.
Dolabı açtı.
Işık yüzüne vurdu. Gözleri hızla bir şey arıyordu. Ne aradığını biliyordu aslında… ama bunu bir ihtiyaç değil, bir zorunluluk gibi hissediyordu.
Şeker.
Bir parça çikolata aldı. Hızlıca yedi. Tadını bile tam alamadı. Sonra bir tane daha.
Ve sonra bir tane daha.
Beş dakika içinde her şey değişti.
Kalp yavaşladı. Titreme geçti. Nefesi düzeldi.
Ama yüzünde bir rahatlama yoktu.
Çünkü bu ilk değildi.
Gündüzleri her şey normaldi.
Kahvaltı yapıyordu. Öğle yemeği. Akşam yemeği. Hatta bazen “çok da yemiyorum” diyordu kendine.
Ama öğleden sonraları…
Birden gelen o halsizlik.
Baş dönmesi.
Konsantre olamama.
Ve o tanıdık his:
👉 “Bir şey yemeliyim.”
Yediğinde düzeliyordu.
Ama bir süre sonra tekrar başlıyordu.
Bu bir açlık değildi.
Bu bir eksiklikti.
Ama midede değil…
Kanda.
Vücudu bir denge üzerine kuruluydu. İnce, hassas bir denge.
Ve o denge bozulduğunda…
Her şey değişiyordu.
Şeker yükseliyor.
Sonra hızla düşüyordu.
Ve her düşüşte vücut bir kriz yaşıyordu.
Adı konmamış küçük krizler.
Sessiz.
Ama güçlü.
Bir gün aynaya baktı.
“Ben neden böyleyim?” dedi.
Yorgundu.
Sürekli yemek düşünüyordu.
Ama kilo da veremiyordu.
Ve en kötüsü…
Kendini kontrol edemediğini hissediyordu.
Gerçek şu ki…
Sorun iradesi değildi.
Sorun karakteri değildi.
Sorun disiplinsizlik değildi.
Sorun…
görünmeyen bir düşüştü.
Hypoglycemia
Hipoglisemi.
Kanın sessizce düşmesi.
Beynin alarm vermesi.
Ve vücudun hayatta kalmak için seni zorlaması.
Tatlıya.
Karbonhidrata.
Yemeğe.
O gece bunu anladı.
Sorunun “ne kadar yediği” değil…
“nasıl dalgalandığı” olduğunu.
Ve ilk kez kendine kızmayı bıraktı.
Çünkü bazı açlıklar…
bir tercih değildir.
Bir sinyaldir.
Ve bazı krizler…
görünmez.
Ama seni yönetir.
👉 “Bazen sorun ne kadar yediğin değil…
kan şekerinin seni nasıl yönettiğidir.
Prof.Dr. Fevzi Balkan –
Endokrin ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı
Yorumlar
Kalan Karakter: