2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık yarısının miyopiden etkilenmesi beklenmektedir. Dünya’nın farklı bölgelerinde farklı sıklıklarda görülmekle birlikte özellikle Asya ve Uzak Doğu’da miyopi sıklığı diğer bölgelere göre fazladır.
Genetik özelliklere ve çevresel faktörlere bağlı olarak miyopi ortaya çıkabilir.
Patolojik miyopi olarak adlandırılan ve sıklıkla 6 numaranın üzerindeki yüksek miyopi varlığında göz dokularında farklı değişiklikler de olur. Böyle gözlerde retina olarak adlandırılan göz arkası dokusunda dejeneratif değişikliklerin (incelme, yırtık, delik vb.) oluşma riski artar ve bunlar bazen kalıcı görme kayıplarına neden olabilir.
Yüksek olmayan miyopi ise patolojik miyopiden daha sık olarak ortaya çıkar. Sosyal hayatımızda, iş hayatımızda hatta evimizde birçok insanı bu durum etkiler.
Şehir yaşamının ve modern hayatın miyopi için potansiyel bir risk oluşturduğu bilinmektedir. Maalesef özellikle kesintisiz yakın odaklı aktivitelerin artması, güneş ışığından faydalanmanın azalması, loş ortamda parlak ekranlara uzun süreli bakma miyopinin artmasına neden olabilir.
Günümüz modern dünyasında bireyselleşen, telefon veya bilgisayar ekranlarına bağlı yaşayan insanlarda miyopi sıklığı gittikçe artmaktadır.
Bu durum özellikle büyüme gelişme çağındaki çocuklar açısından risk teşkil etmektedir.
Doğu ve Güneydoğu Asya ülkelerinde son yıllarda “miyopi pandemisi olarak adlandırılan durumun ortaya çıkışı, bu sorunun yalnızca genetik değil, büyük ölçüde çevresel ve davranışsal faktörler ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Özellikle yoğun eğitim sistemi, uzun süreli yakın mesafeden yapılan çalışmalar, kapalı alanlarda geçirilen zamanın artması ve açık hava aktivitelerinin azalması miyopi sıklığındaki dramatik artışın temel belirleyicileri olarak görülmektedir.
Ülkemiz açısından değerlendirildiğinde, benzer sosyokültürel ve teknolojik değişimler, miyopi sıklığında artış riskini uzak bir olasılık olmaktan çıkarmıştır. Özellikle covid-19 pandemisi sırasında çocukların ve gençlerin ekran maruziyetinin büyük ölçüde uzaması, online eğitim ve ödevler, ev içi hareketsiz geçen sürenin artması miyopi gelişimi için riskli bir ortam oluşturmaktadır.
Genetik faktörler (anne veya babada miyopi varlığı vb.) ortadan kaldırılamaz ancak yukarıda bahsettiğimiz çevresel faktörlerin önüne geçerek kısmen de olsa çocuklarımızı koruyabiliriz.
Gerekli koruyucu sağlık önlemleri ve sağlıklı yaşam tarzını benimsetici politikalar hayata geçirilmediği sürece önümüzdeki yıllarda ülkemizde çocukluk çağı miyopisinde ciddi artışın yaşanması olası görülmektedir.
Miyopi gelişmesini önleyebilmek için çevresel faktörlerin kontrol altına alınması ve uzun süreli yakın mesafe çalışmalarında görsel yükün azaltılmasından bahsettik. Bu açıdan son yıllarda sıkça vurgulanan 20-20-20 kuralı hem uygulanabilirliği yüksel hem de farkındalığı arttıcı olması nedeniyle öne çıkmaktadır.
20-20-20 kuralı bireylerin her 20 dakikalık yakın mesafe çalışması sonrası en az 20 saniye boyunca 20 feet (yaklaşık 6 metre) uzağa bakmalarını öneren bir yöntemdir. Yapılan bu kısa ama düzenli molaların, özellikle çocukluk çağında, henüz gelişimini tamamlamamış görme sistemi üzerinde koruyucu rol üstlenebileceği düşünülmektedir. Bu uygulamanın günlük yaşam alışkanlığı haline getirilmesi, miyopiden korunmak için basit ama etkili davranışsal bir müdahale olarak görülmelidir.
Güneş ışığından faydalanmanın da miyopi üzerine olumlu etkilerini de unutmamak gerekir. Avustralya gibi güneş ışığından fazla faydalanılan, dışarıdaki aktivitelerin arttığı toplumlarda miyopi sıklığı diğer toplumlarına göre daha azdır. Güneş ışığı açısından şanslı olan ülkemizde de açık alan aktivitelerinin arttırılması ve özendirilmesi çok kıymetlidir.
Miyopi varlığında, bazı özellikli gözlük camlarının veya atropinli damlaların hazırlanarak kullanılmasının miyopinin ilerlemesini önleyebileceğine dair çalışmalar vardır.
Genç erişkin çağda (>22yaş) miyopinin rehabilitasyonunda gözlük veya kontak lensleri kullanmak istemeyenlerde, şayet göz yapıları uygunsa lazer veya göz içi fakik lens uygulamaları ile miyopi tedavi edilebilir. Özellikle son yıllarda gelişen teknoloji ve artan cerrahi tecrübe ile bu konuda yeni ufuklar açılmıştır.
Bu süreçte ayrıntılı göz muayenesinin uzman bir göz hekimi tarafından yapılıp gözün yapısını ayrıntılı değerlendiren tetkiklerden sonra karar verilmesi uygun olacaktır.

Yorumlar
Kalan Karakter: