Isparta, 1888 yılında Gülcü İsmail Efendi’nin Bulgaristan’dan getirdiği gül fideleriyle başlayan serüvenini, bugün dünya çapında bir başarıya taşıdı. "Türkiye’nin gül bahçesi" olarak anılan kentte, gül çiçeğinin açmasıyla birlikte hummalı bir çalışma dönemi başladı. Üreticiler, güneşin yağ oranını düşürmemesi için sabahın erken saatlerinde tarlalara girerek gülleri büyük bir özenle topluyor.
138 Yıllık Gelenekle Gül Hasadı Seferberliği
Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Ardıçlı köyünde yoğunlaşan hasat çalışmaları, yüzlerce aile için geçim kaynağı oluşturuyor. İşçiler tarafından tek tek toplanan güller, güneş görmeden çuvallara doldurularak, özündeki eşsiz yağı korumak amacıyla hızla fabrikalara sevk ediliyor. Hasat süreci, bölgenin tarımsal ekonomisi için kritik bir öneme sahip.
Rekolte Beklentisi Yüzleri Güldürdü
Geçtiğimiz yıl yaşanan don olayları nedeniyle zorlu bir süreç atlatan üreticiler, bu yıl iklim şartlarının olumlu seyretmesiyle moral buldu. Yaklaşık 12 yıldır 70 dekarlık alanda gül üretimi yapan Ali Yolcu, bu yılki beklentilerini şu sözlerle ifade etti: "Geçen yıl don nedeniyle 10,5 ton ürün alabilmiştik. Bu yıl ise yağmurlu ve serin hava güllere çok iyi geldi, tomurcuk sayısı oldukça fazla. Yaklaşık 20 ton rekolte bekliyoruz."
Kozmetik Sektörünün Ham Maddesi İhracata Gidiyor
Gül hasadının sadece tarlada değil, işleme tesislerinde de titizlikle sürdüğünü belirten üreticiler, kazanlarda kaynatılan güllerden elde edilen gül yağının kozmetik sanayisinin en değerli ham maddelerinden biri olduğunu vurguluyor. Elde edilen ürünün önemli bir kısmı ise dünya kozmetik pazarına ihraç ediliyor.
Hasat Gece Saatlerine Kadar Sürebiliyor
Üreticiler için hasat mesaisi sabah gün doğmadan başlıyor. Yüksek kesimlerde verimin artmasıyla birlikte çalışmaların bazen gece saatlerine kadar uzandığı belirtiliyor. Isparta'nın bereketli toprakları, hem ekonomiye hem de kentin kültürel dokusuna büyük değer katmaya devam ediyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: