Batı’nın yalnızlığına karşı, birlikte olmanın sanatı
Ferruh Karakaşlı
Ben kalabalığın uyumuna inanıyorum.
Çünkü hayat, tek başına yaşanan bir şey değil.
Uzun yıllar Batı’da yaşadım. Viyana’da, Paris’te, farklı şehirlerde…
Düzenli sokaklar, sessiz evler, sakin hayatlar gördüm.
Ama bütün bu düzenin içinde ortak bir duygu vardı: yalnızlık.
Batı bireyi çok iyi korur.
Özgürlük alanı vardır, sınırlar nettir.
Ama bazen bu düzen, insanı insandan uzaklaştırır.
Komşular birbirini tanımaz, aileler dağılır, herkes kendi dünyasında yaşar.
Benim sanatım tam da bu noktada başka bir yerden konuşur.
Ben kalabalıkları resmediyorum.
Çünkü insan, başka insanlarla birlikteyken insandır.
Bir yüz tek başına güçlü olabilir;
ama başka yüzlerle yan yana geldiğinde anlam kazanır.
Türkiye bu anlamda çok özel bir ülke.
Aile bağları hâlâ güçlü.
Hayat hâlâ birlikte yaşanıyor.
Sofralar kalabalık.
Sesler yüksek.
Duygular saklanmıyor.
Belki de bu yüzden benim dünyam kalabalık.
Çünkü ben bu kültürün içinden geliyorum.
Resimlerime bakanlar bazen “çok yoğun”, “çok kalabalık” diyor.
Haklılar.
Ama bu kalabalık bir karmaşa değil.
Bu, birlikte olmanın hali.
Benim işlerimde tek bir kahraman yok.
Merkezde duran bir figür yok.
Herkes var.
Yan yana, üst üste, iç içe.
Çünkü hayat böyle.
Bir anın içinde başka anlar vardır.
Bir yüzün içinde başka yüzler.
Bir hatıranın içinde çocukluk, hayvanlar, sesler…
Hayvanlar benim için çok önemlidir.
Çünkü onlar hayatın sessiz tanıklarıdır.
Çocukluk da öyledir.
Hafıza dediğimiz şey, orada başlar.
Bugün çağdaş sanatta sıkça karşılaştığımız bir anlayış var: azaltmak.
Az renk, az figür, az duygu.
Minimalizm, sadelik, boşluk…
Minimalizmden nefret etmiyorum.
Ama şunu gördüm:
Bazen bu yaklaşım, hayatı anlatmak yerine onu susturuyor.
Oysa hayat susmaz.
İşte tam bu noktada Multiplicism (Çoğulluk) fikri doğdu.
Multiplicism’i kurmamın nedeni bir akım yaratmak değildi.
Bir ihtiyacı tarif etmekti.
Hayat çoğuldu.
İnsan çoğuldu.
Duygular fazlaydı.
Ama sanat gittikçe azalıyor, sadeleşiyor, sessizleşiyordu.
Ben buna itiraz ettim.
Multiplicism, kalabalığın savunusudur.
Bir arada olmanın, yan yana durmanın, farklılıkların uyum içinde var olmasının dili.
Bu bir karşı çıkıştan çok bir hatırlatma:
Hayat boş değil.
Hayat sade değil.
Hayat çoğul.
Sanat da öyle olmalı.
Bu yüzden sanatı sadece galerilerde bırakmak istemiyorum.
Sanat duvarda asılı kaldığında eksik kalır.
Dokunulmadıkça, giyilmedikçe, hayatın içine karışmadıkça tamamlanmaz.
Bir cekette de sanat olabilir.
Bir tişörtte, bir kupada, bir objede de.
Çünkü sanat, hayatın içindeyse yaşar.
Batı’da yalnızlık büyüyor.
İnsanlar daha bireysel ama daha kopuk.
Türkiye ise hâlâ birlikte olmanın hafızasını taşıyor.
Bu çok kıymetli.
Benim kalabalıklarım, bu hafızanın bir yansıması.
Birlikte olmanın, temasın, çoğulluğun görsel dili.
Kalabalık kaos değildir.
Doğru bakıldığında kalabalık bir uyumdur.
Ben o uyumu resmediyorum.
— Ferruh Karakaşlı

Yorumlar
Kalan Karakter: