2026 Dünya Kupası’nın başlamasına az bir süre kala A Milli Takımımızın Amerika kıtasındaki ayak sesleri çok daha gür ve çok daha inançlı çıkıyor. Turnuva öncesi oynadığımız son prova olan Venezuela karşılaşması, hazırlık maçından ziyade Bizim Çocuklar’ın Dünya sahnesine ne kadar hazır olduğunun net bir deklarasyonuydu.
Aslında bu güçlü sinyalleri uzun bir süredir almaya başlamıştık. Bir önce ki hazırlık maçından da bahsedecek olursak Kuzey Makedonya karşısında sahadan 4-1 gibi net ve ezici bir skorla ayrılan Ay-Yıldızlılar, hücum zenginliğini ve turnuva iştahını herkese göstermişti. İşte o maçtaki coşkunun, Venezuela karşısında sert bir Güney Amerika kayasına çarptığında da kırılmadığını görmek asıl kazançlarımızdan oldu.
Miami’deki mücadeleye şanssız bir golle yenik başlamak, turnuva atmosferinin provası adına biçilmiş kaftandı. Çünkü Dünya Kupası’nda her an her şey olabilirdi ve önemli olan düştüğün yerden nasıl kalktığındı. Montella’nın öğrencileri panik yapmadı, oyun disiplinine sadık kaldı ve maçı adeta tırnaklarıyla kazıdı. 44’te Arda Güler’in ortasıyla Barış Alper Yılmaz ile gelen beraberlik golü adeta ikinci yarıdaki fırtınanın habercisiydi.
İkinci yarıda ise sahada ne yaptığını çok iyi bilen, oyunun ritmini belirleyen bir Türkiye izledik. 54. dakikada Yunus Akgün’ün ceza sahası dışından çıkardığı o muazzam füze, sadece skoru 2-1’e getirmekle kalmadı ve turnuva öncesi milli takımın özgüven tavanını da belirledi. 9 numara konusundaki kararsızlıklar uzun zamandır öne çıksa da Kuzey Makedonya’ya atılan 4 golün ardından Venezuela ağlarına bırakılan bu 2 gol, hücum hattımızın turnuvadaki her savunma kilidini açabileceğinin kanıt oldu.
Eksikler, ufak tefek gedikler elbet var ama kavurucu Arizona kampına rağmen bunlar da tamamen çözülecektir.
Kuzey Makedonya’da vitesi açtık, Venezuela karşısında karakter koyduk. Şimdi rota 14 Haziran’daki Avustralya maçı. Yolunuz açık olsun Bizim Çocuklar.
Yorumlar
Kalan Karakter: