Bugün sosyal etki üzerine yazıyor olmamın asıl nedeni, okuduğum okullar ya da aldığım eğitimler değil.
Elbette hayatım boyunca farklı disiplinlerden beslendim; insanı anlamaya, toplumu okumaya ve değişimin nasıl başladığını öğrenmeye çalıştım.
Aldığım her eğitim bana yeni bir pencere açtı.
Ancak beni bugün bu satırları yazan insana dönüştüren şey ne diplomalarım oldu ne de unvanlarım.
Beni değiştiren, hayatın bizzat kendisiydi.
Bu yolculuk, bir anne olarak çocuğumun dünyaya bakışına tanıklık etmemle başladı.
Onun küçücük elleriyle yaptığı bir iyiliğin yalnızca bir insanın yüzünü güldürmediğini; bir kalbe umut, başka bir kalbe cesaret, bir başkasına ise ilham olduğunu gördüm.
Bir çocuğun “Ben değiştirebilirim.” diye kurduğu o saf cümlenin, gerçekten de dünyayı değiştirebilecek kadar güçlü olabileceğine kendi gözlerimle şahit oldum.
Önce birkaç insan etkilendi…
Sonra onlarca gönüllü…
Ardından kurumlar, öğretmenler, aileler ve binlerce çocuk aynı iyiliğin etrafında buluşmaya başladı.
İşte o gün anladım ki toplumsal dönüşüm, çoğu zaman büyük bütçelerle, görkemli projelerle ya da yüksek makamlarla başlamıyor.
Bazen bir çocuğun kurduğu küçücük bir hayalle başlıyor. Bazen titreyen minicik bir elin uzattığı oyuncakta, paylaşılan bir kitapta, sessizce edilen bir teşekkürde, hiç tanımadığı bir insan için edilen içten bir duada başlıyor.
İyiliğin en güzel yanı da bu…
Sessizce büyüyor.
Bir kalpten diğerine geçiyor.
Hiç ummadığınız insanlara dokunuyor.
Ve bir gün dönüp baktığınızda, küçücük sandığınız bir adımın kocaman bir toplumsal dönüşüme dönüştüğünü görüyorsunuz.
Bugün kaleme aldığım her satırın ardında yalnızca bilgiler yok.
Dokunduğum çocukların gözlerindeki ışık, annelerin duaları, gönüllülerin heyecanı, birlikte kurduğumuz hayaller ve iyiliğin insanı nasıl değiştirdiğine dair sayısız hatıra var.
İşte bu yüzden sosyal etkiyi yalnızca akademik bir kavram olarak görmüyorum.
Ben sosyal etkiyi; bir çocuğun kalbinde filizlenen iyiliğin, başka kalplerde umut olarak çoğalması şeklinde tanımlıyorum.
Ve bütün yüreğimle inanıyorum ki çocuklar yalnızca geleceğimiz değildir.
Onlar bugünün vicdanıdır.
Bugünün umududur.
Bugünün değişim gücüdür.
Belki de bize düşen en büyük sorumluluk; çocuklara yalnızca güzel bir gelecek bırakmak değil, onların bugünden dünyayı değiştirebileceklerine inanmak ve bunu yapabilecekleri fırsatları onlara sunmaktır.
Çünkü dünya çoğu zaman büyük insanların büyük adımlarıyla değil, bir çocuğun iyiliğe uzanan küçücük eliyle değişmeye başlar.
İyiliği büyüten eller, aslında çocukların elleridir.
Ve o eller yalnızca geleceği değil, bugünü de güzelleştirir, dönüştürür ve yeniden inşa eder.
Yorumlar 2
Kalan Karakter: