Bu prostat nedir acaba? Diye düşünebiliriz. Erkeklerde ceviz büyüklüğünde, spermin hareketini sağlayan özel bir sıvı üretir ve ürememiz için gerekli ortamı oluşturur. Bir nevi soyumuzun devamı için prostata ihtiyacımız var. Bundan dolayı bugün erkekler üzerinden ilerleyelim.
Üroloji polikliniğine gelen birçok erkek hastanın ortak bir cümlesi vardır: “Hocam, aslında bu şikâyetim uzun zamandır vardı ama…” Bu “ama”nın ardından genellikle aylar, bazen yıllar gelir. Amalar aslında hastalığın ciddiyeti ile paraleldir. Prostat konusundan ilerlersek prostatın kabaca üç hastalığı vardır. Bunlar prostatın enfeksiyonu, prostatın büyümesi ve prostatın kanseridir. İlk ikisi erken safhada bulgu verir ama erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık kanser olan prostat kanseri maalesef erken dönemde hiç şikayet vermez. Hastalık ancak yayıldığında şikâyetler oluşmaya başlar. Bunun için mutlaka 45-50 yaşından sonra bir üroloji hekimine düzenli kontrollere gitmemiz gerekir.
Peki erkekler neden üroloğa geç gelir?
1. “Geçer herhalde” düşüncesi
İdrar yaparken yanma, geceleri sık tuvalete kalkma, idrar akışında zayıflama, testiste fark edilen bir sertlik. Bunların çoğu başlangıçta hafif şikâyetlerdir. Erkekler bu belirtileri çoğu zaman önemsemez, gündelik hayatın içine yedirir. Oysa birçok ürolojik hastalık sessiz başlar ve erken dönemde yakalandığında çok daha kolay tedavi edilir. Özellikle genç erkeklerde testise sessiz sedasız büyüyen bir tümör ancak kanama veya lenflere yayıldığında semptom verir. Siz kendiliğinden geçer dediğiniz şikayetler maalesef çözümsüz bir hal alabilir.
2. Utanma ve çekinme
Ürolojinin konusu erkek için “mahremdir. İdrar, cinsellik, prostat, testis… evet maalesef toplum olarak bu konuları hiç eşimiz, çocuklarımızla konuşmadığımız için doktora gelirken bile bir ayağımız geri gidebilir. Bu konular hakkında konuşmak, hele bir doktora anlatmak birçok erkek için zordur. Hatta bazı hastalar, eşlerine bile söylemeden yıllarca bu şikâyetlerle yaşar. Oysa ürolog için bunlar günlük, sıradan ve tamamen tıbbi durumlardır. Unutmayın gittiğiniz üroloji doktoruyla her şeyi çok rahat bir şekilde konuşabilirsiniz. Bizler tahmin ettiğinizden çok daha fazlasını sizlerle konuşabiliriz.
3. “Prostat olursam hayatım biter” korkusu
Toplumda prostat kelimesi hâlâ yanlış algılanıyor. Prostat büyümesi = kanser sanılıyor.
PSA testi korkulacak bir sonuç gibi görülüyor. Ameliyat denince cinsel hayatın biteceği düşünülüyor. Gerçekte ise prostat hastalıklarının büyük çoğunluğu iyi huyludur ve modern tedavilerle yaşam kalitesi ciddi şekilde artırılabilir. Erken tanı, korkulan birçok senaryoyu daha baştan ortadan kaldırır. Düşünün ki prostat büyümeniz var ve gece saat başı tuvalete kalkıyorsunuz. Bu hem sizin hem de partnerinizin hayat kalitesini ciddi şekilde olumsuz etkiler. Kaldı ki gece 2-3 kere tuvalete kalkmak ertesi gün iş kalitenizi de etkiler. Belki birkaç tavsiye veya ilaç ile bu sorundan kurtulacaksınız.
4. Erkekliğe zarar verir mi endişesi
Cinsel sorunlar, sertleşme problemi, erken boşalma gibi konular erkekler için sadece sağlık değil, aynı zamanda “erkeklik” meselesi olarak görülür. Bu yüzden yardım istemek zayıflık gibi algılanabilir. Oysa bu sorunların önemli bir kısmı tedavi edilebilir, hatta bazen basit nedenlere bağlıdır. Doktora gitmemek sorunu çözmez, sadece uzatır.
5. “Canım çok ağrımıyor ki” yanılgısı
Ürolojide bazı ciddi hastalıklar ağrı yapmaz. Testis kanseri erken dönemde ağrısızdır. Prostat kanseri uzun süre belirti vermeyebilir. Böbrek fonksiyonları sessizce bozulabilir. Ağrı olmaması, sorun olmadığı anlamına gelmez. Bu belki de en tehlikeli gecikme nedenidir.
Geç gelmenin bedeli
Geç başvuru bazen daha zor tedavi, bazen daha büyük ameliyat, bazen de geri dönüşü olmayan sonuçlar anlamına gelir. Oysa aynı hastalık, erken dönemde fark edilseydi çok daha basit bir şekilde çözülebilirdi. Nasıl mı? Sadece bir ilaç ile tedavisi mümkün olabilirdi. Ya da böbreğinin küçük bir yerinde olan kanser hücresi tüm böbreği almadan robotik cerrahi ile çıkarılabilinirdi. Testis kanseri lenflere sıçramadan yakalansa belki kemoterapi alınmasına gerek kalmazdı. Ya da erkeklerde en sık görülen prostat kanseri robotik cerrahi ile tedavi edilip yaşamamıza engel olmazdı.
Peki ne yapılmalı?
• 40–45 yaşından sonra erkeklerin düzenli ürolojik kontrolü alışkanlık haline getirmesi, ürolojik muayene hayatınızın bir parçası olmalı, özellikle ailelerinde prostat kanseri hikayesi olanlar 40 yaşını geçirmemeli
• İdrar renginde, cinsel fonksiyonda veya testislerde fark edilen her değişikliğin “normal” kabul edilmemesi ve mutlaka en kısa sürede üroloji uzmanına gidilmeli
• Utanmanın değil, sağlığın öncelik olması
Üroloji, sadece hastalık tedavi eden bir branş değildir; yaşam kalitesini koruyan bir alandır.
Prof. Dr. Abdulmuttalip ŞİMŞEK

Yorumlar
Kalan Karakter: