"Biraz yemene içmene dikkat et, spor yap, geçer.”
Bazen geçmez. O bacaklar ne yaparsan yap bir türlü incelmez.
Çünkü bazen sorun kilo değildir.
Bazen sorun, yapısı bozunmuş yağın kendisidir.
Lipödem, çoğu zaman hâlâ obeziteyle karıştırılan; oysa ondan çok farklı olan, kronik ve inflamatuvar bir hastalıktır.
En sık kadınlarda görülür ve özellikle bacaklar, kalçalar ve bazen kollar bölgesinde orantısız bir yağ birikimiyle kendini gösterir.
Gövde çoğu zaman daha ince kalır; vücut adeta ikiye bölünmüş gibi durur.
Bu yağ, “normal” yağ gibi davranmaz.
Neden farklı?
Lipödemdeki yağ dokusu:
- Diyet ve egzersize belirgin şekilde dirençlidir
- Dokunmakla ağrılıdır, hassastır
- Ağırlık ve dolgunluk hissiyle birliktedir
- Kolay moraran, kolay şişen bir yapıya sahiptir
Yani mesele asla sadece estetik değildir.
Bu bir hastalıktır. Ağrılıdır, enfekte olabilir, psikolojiyi bozar, hayat kalitesini düşürür.
Lipödemde yağ dokusunda, lenfatik ve damar yapılarında bozulmalar olur. Bu durum vücutta kronik bir iltihap cevabına yol açar; zamanla çevredeki sinirler de baskı altında kalır ve inflame olur.
Sonuç: Ağrı, hassasiyet, enfeksiyon, yara, günlük hayatı zorlaştıran bir yük hissi ve bunların yanında ne kadar önemlidir tartışılır; fakat estetik olarak da hastayı yoran bir görüntü.
Bu yüzden lipödemli bir kadına “Biraz irade” demek, meseleyi tamamen ıskalamaktır.
Peki “lipödem ne değildir?” diye ters bir açıdan da bakalım.
Altını özellikle çizmek istiyorum ki:
- Lipödem obezite ile beraber görülebilir; ancak obezite demek değildir.
- Lipödem tembellik değildir.
- Lipödem, “bütün gün yatıyor olmak, boğazına sahip çıkamıyor olmak” değildir.
Aktif, düzenli egzersiz yapan, hatta zayıf kadınlarda bile görülebilir. Pek çok hasta yıllarını diyet listeleri ve başarısız denemeler arasında geçirir. Kilo verir ama o bölgeler çok belirgin değişmeyebilir. Bu da zamanla suçluluk, umutsuzluk ve bedenle barışın bozulmasına yol açar.
Şimdi bir kısmı özellikle vurgulamak istiyorum ki: Hem obez hem lipödemi olan hastalar kilo verdiğinde, obezite ile ilgili olan yağlarından kurtulsalar bile altta bozunmuş yağ dokusu olan lipödem çoğu zaman inatçı bir şekilde durmaya devam eder. Ancak kilo vermek, herkeste tabloyu iyileştiren, en azından ilerlemesini önleyen etkili bir silahtır. “Kilo versem de gitmeyecek” algısı, çoğu zaman kişinin aslında çok daha iyi bir noktaya gelmesinin önündeki engeldir. Bu tarz hasta grubunda tedaviler dramatik farklara yol açabilmektedir.
Peki tedavisi var mı?
Lipödemin tedavisi tek başına bir hap ya da tek bir yöntem değildir. Multidisipliner bir yaklaşım gerekir.
- Ağrı varsa gerekirse bandajlama tedavileri
- Kilo kontrolünün yanında, hastalığın mekanizmasındaki neredeyse tüm basamaklara etkili olduğu düşünülen egzersiz programının düzenlenmesi
- Antienflamatuar diyet; özellikle Akdeniz diyeti ile dokudaki yangı durumunun kontrolü
- Manuel lenfatik drenaj ile lenfatik sistemin egzersizlerle desteklenmesi
- Uygun hastada bası giysileri
- Destek tedavide bazı yeni nesil medikal teknolojiler
- Seçilmiş vakalarda liposuction
birlikte değerlendirilir.
Burada en kritik nokta şudur:
Erken tanı.
Lipödem ne kadar erken fark edilirse; ağrı, şişlik ve hastalığın ilerlemesi o kadar iyi kontrol altına alınabilir. Geç kalındığında tablo ağırlaşır, fibrozis dediğimiz kalıcı doku hasarları artar ve tedavilere yanıt almak zorlaşır.
Lipödemi konuşmak, sadece bir hastalığı anlatmak değildir.
Aynı zamanda yıllarca “sen yapamadın” denmiş kadınlara, “mesele direkt sen değildin” diyebilmektir.
Bazen bir teşhis, bir diyet listesinden çok daha iyileştiricidir.

Yorumlar
Kalan Karakter: