Baş ağrısı, uykusuzluk, dikkat kaybı, öfke patlamaları…
Kliniklerde başlayan alarm, şimdi hükümet binalarında çalıyor.
Dünya, çocuklar ve gençler için “dijital frene” basıyor.
Bir Nesil Ekranda Büyürken Dünya Uyanıyor
Bir aile hekiminin muayene odasında başlayan şikâyetler artık küresel bir tabloya dönüşmüş durumda:
Uyuyamayan gençler, dijital otizm, hayattan kopuk yaşamlar, odaklanamayan çocuklar, ekran kapandığında huzursuzlanan zihinler…
Sorun bireysel değil.
Sorun kültürel değil.
Sorun biyolojik, psikolojik ve toplumsal.
Ve artık ülkeler bu gerçeği inkâr etmiyor.
🇦🇺 AVUSTRALYA: “YETER” DİYEN İLK ÜLKE
Avustralya, dünyada 16 yaş altına sosyal medyayı tamamen yasaklayan ilk ülke olarak tarihe geçti.
* Instagram, TikTok, Snapchat, X, Facebook ve benzeri platformlara 16 yaş altı bireylerin hesap açması yasaklandı
* Sorumluluk bireye değil, şirketlere yüklendi
* Yaş doğrulama yapmayan platformlara milyonlarca dolarlık para cezaları getirildi
Bu karar, bir “ahlak paniği” değil; kamu sağlığı kararı olarak savunuldu.
Avustralya Sağlık Otoriteleri açık konuştu:
“Bu çocuklar bağımlı değil, maruz bırakılıyor.”
🇨🇳 ÇİN: OYUNU KAPATTI, SÜREYİ KESTİ
Çin çok daha sert bir yol seçti.
* 18 yaş altı çocuklar haftada sadece 3 saat çevrim içi oyun oynayabiliyor
* Oyun saatleri sadece hafta sonu ve resmi tatillerle sınırlı
* Gerçek kimlik doğrulaması zorunlu
Ama Çin örneği önemli bir gerçeği de gösterdi:
Yasak faydalı ama tek başına çözüm değil.
Bilimsel çalışmalar, sürelerin azaldığını ama bağımlılık davranışının tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi.
Bazı çocuklar sistemi aşmanın yollarını buldu.
Yani: Baskı var ama bilinç yoksa sorun yer değiştiriyor.
🇪🇸 İSPANYA: “DİJİTAL VAHŞİ BATI BİTTİ”
İspanya hükümeti net konuştu:
16 yaş altına sosyal medya yasaklanıyor.
Gerekçe açık:
* Siber zorbalık
* Cinsel istismar riski
* Algoritmaların çocuk psikolojisini hedef alması
İspanya bu süreci yalnızca yasakla değil, okul temelli dijital farkındalık programlarıyla birlikte yürütmeyi planlıyor.
🇳🇴 🇸🇪 🇩🇰 İSKANDİNAV MODELİ: YASAKTAN ÇOK EĞİTİM VE AKIL
İskandinav ülkeleri farklı bir yol izliyor:
* Okullarda telefon yasakları
* Ulusal ekran süresi rehberleri
* Ebeveynlere yönelik bilim temelli eğitim programları
* “Dijital refah” kavramının müfredata girmesi
Burada yaklaşım şu:
“Çocuğu koru ama dijital dünyadan tamamen koparma.”
İskandinav modeli, baskı yerine bilinç + sınır + örnek olma üzerine kurulu.
🇹🇷 TÜRKİYE: SORU MASADA, KARAR YOLDA
Türkiye’de de tablo benzer:
* 15 yaş altı sosyal medya kısıtlaması tartışılıyor
* Gece internet sınırlamaları gündemde
* Yaş doğrulama ve ebeveyn denetimi konuşuluyor
Ama asıl soru şu:
Sadece yasak mı, yoksa bütüncül bir dijital sağlık politikası mı?
BİLİM NE DİYOR?
Araştırmalar net:
* Aşırı ekran süresi → uyku bozukluğu, dikkat eksikliği, kontrol kaybı,kaygı
* Sosyal medya algoritmaları → dopamin döngüsü ve ciddi bağımlılık , dijital otizm
* Erken yaşta maruziyet → dil gelişimi ve empati becerilerinde ciddi gerileme
Yani mesele “telefon” değil.
Mesele gelişmekte olan bir beyne sürekli uyarı yüklemek.
KORUMA MI, KONTROL MÜ?
Eleştiriler de güçlü:
* Özgürlük kısıtlanıyor mu?
* Devlet dijital alana fazla mı giriyor?
* Gözetim toplumu riski var mı?
Ama karşı soru daha sert:
Bir nesli kaybetmek özgürlük müdür, yoksa ihmalkârlık mı?
SON SÖZ
Ekranlar çocuklar için üretildi,
ama çocuklar ekranlar için yaşamaya başladı.
Dünya frene bastı.
Türkiye’nin hangi şeridi seçeceği ise şimdi verilecek kararlara bağlı…
Bir hekim olarak dünyadaki tüm uygulamaları bilimsel olarak analiz edip neslimizi acilen kurtarmamızın bir TAM BAĞIMSIZLIK meselesi olduğuna inanıyorum.
TRT Türk Canlı yayında Rehber programında da yeni arz ettiğim gibi Daha fazla vakit kaybetmeden Sosyal Medya yasağı ve oyun süresi kısıtlaması, okullarda dijital bağımlılık eğitimleri dahil En doğru kararların karar vericiler tarafından alınıp uygulanması dileklerimle

Yorumlar
Kalan Karakter: