Gerçek dünyada stresten uzak durmak için her günü birbirinin tekrarı, tekdüze yaşamaya çabalarken, her günü birbirinden oldukça farklı, hızla devinen bir yeni medya dünyasının hızına yetişmeye çalışıyoruz. Medya, çeşitli araçlarla hayatımızda, evimizde, hatta cebimizde. Kitle iletişim aracı olarak adlandırdığımız medya tanımı içerisine dergilerin, gazetelerin, kitapların ve broşürlerin dışında televizyon, sinema gibi görsel-işitsel kitle iletişim araçlarını da eklememiz yanlış olmayacaktır. Bugünlerde ise bu kavrama internet benzeri yenileri de eklenmiştir. Teknoloji çağıyla birlikte sosyal medya, yapay zeka, metaverse, sanal kumar, online oyunlar gibi farklı haz ve beraberinde risk temaları da boşlukta salınıp bizi beklemektedir.

Medyanın geniş kitlelere ulaşımı beraberinde riski büyütmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2015 yılında gerçekleştirdiği bilişim teknolojileri kullanım sıklığını araştıran çalışmanın sonuç raporuna göre, Türkiye’deki hanelerin %96,8’inde cep telefonu veya akıllı telefon bulunmaktadır.
Özellikle sosyal medya gerçek dünyaya güçlü bir alternatif olarak ortaya çıkıp, kişilerin kendilerini ifade edebilecekleri, kimliklenebilecekleri, ideal bene biraz daha yakın kurgulayıp, tüm dünyaya kendilerini sunabilecekleri bir evrensel alan haline gelmiştir. Gerçek hayatta tüm bunlardan memnun olmayan kişiler için alternatif bir gerçeklik oluşturmuştur. Özellikle genç lerde alternatif bir kimliklenme şekli olabilir. “Teens, Technology and Friendship” isimli bir çalışmaya göre sosyal medya kullanıcısı olan 13-19 yaş arası gençlerin %24’ünün neredeyse sürekli çevrimiçi olduğu görülmektedir. Bu yaş aralığı ergenlik dönemine denk gelmekle beraber, ergenlik kimlik gelişimi için kritik dönemdir.

Henüz kendi kimliğini geliştirememiş bireylerin sanal dünya üzerinden oluşturduğu kimliğe “asıl ben”leriymiş gibi sarılmaları ve gerçek hayatta bir kimlik geliştirmeyi erteleyebilecekleri ve bu nedenle internet bağımlılığına daha yat kın olacakları düşünülebilir. Bu da 11-19 yaşları arasını özellikle risk gurubunda görmemizin ana nedenidir. Sosyal fobi, çekingenlik ve utangaçlıkla hem inter net kullanımı hem de çocukluk çağı travmaları arasın daki ilişki bir arada ele alındığında, risk grubunu gün delik hayatta çekingen ve sosyalleşme sorunları olan, çocuklukta olumsuz deneyimlere sahip 11-19 yaş ara sı gençler olarak daha da güçlendirebiliriz İnternet kötüye kullanımının da temel mekanizması, bizi gündelik hayatın dertlerinden uzaklaştırıp, oluşturduğumuz alternatif dünyada sanal mutluluklar yaşatma kolaycılığıdır.
Dersler ağır geldiğinde, sınav kötü geç tiğinde, anne babayla tartışıldığında, karşı cins tarafın dan beğenilmediğini hissettiğinde, kilo aldığında vs, tüm bu durumlarda sanal dünya seni hiç ayıplamadan, sana hiç kızmadan orada kollarını açıp beklemektedir. İnternette gezinirken ya da çevrim içi oyun oynarken kimse sana gündelik hayatının sorumluluklarını hatır latmaz. Orada sınav, ders, spor, diyet baskıları yoktur. Tam da zihnimizin aradığı durum. Bağımlılık için en elverişli koşul da ne yazık ki bu durumdur.
Bu konuyu yazmak istedim, bu Şubat’ta konuşacağım da. Antalya’da. ATSO ve Akdeniz Reklamcılar Derneği ARD’nin ortaklaşa düzenlediği bugünde 10 Şubat Salı günü, 09.00 – 17.30 saatleri arasında ATSO Atatürk Konferans Salonu’nda sosyal medyayı konuşmak için birlikteyiz. Bu konuyu tartışacağız. Sanki tartışmalıyız. Şu sıra herkesin odağı yapay zeka ama sanki sosyal medya daha canlı kanlı. Her şeyi değiştiriyor her şeyi dönüştürüyor.
10 Şubat 2026’da Antalya Ticaret ve Sanayi Odasında ATSO’'da Sosyal Medyanın Geleceği- Geleceğin Sosyal Medyası başlığıyla gerçekleşecek DİJİ-TAL İNSAN zirvesnde merak ettiğim konuşmacılar var. Yusuf Hacısüleyman, Ful-ya Sarman, Prof.Dr.Uğur Batı, Osman Demircan, Alp Köksal, Devrim Danyal, Prof.Dr. Bilge Uzun, Ömer Çolakoğlu, Dr. Timur Yılmaz ve Prof.Dr. Korkut Ulucan. Ben de varım. Bekleriz.

Yorumlar
Kalan Karakter: