Uzmanlar sosyal medyayı, gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası, birincil haberleşme ve etkileşim aracı, diye tanımlanıyor, durun durun telaşlanmayın! Yıllardır yaptıkları gibi konuyu açıp, sosyal medyayı ve platformalarını uzun uzun anlatıp sizi sıkmayacağım, sadece gastronomi alanında sözde yapılmış bir araştırmaya ithafen eleştirilerde bulunacağım.
Sadece ülkemizde değil, dünyada “Sosyal medya mecraları olmadan yapamam” diyen, büyük bir kesim var, bende bunun içindeysem ne yazıkki bu mecraların bağımlısı olduk. Bu mecraların faydası var mı? Tabiki var hemde sayamacağımız kadar çok ama bir o kadar da zararı var…
Sosyal medya platformlarının en kötü yanı doğruluğu kanıtlanmamış, gerçekliği araştırılmamış haberler, sırf etkileşim ve yorum alabilmek için (işini doğru yapan mecraları tenzih ediyorum) bir anda gündem olabiliyor, sunulan yanlış bilgiler aynı ülkede birlik ve beraberlik içinde yaşayan halkı birbirine düşürebiliyor.
Bunun en açık en net örneği kendi alanım olan “Gastronomi” konusunda birkaç hafta önce yaşandı “Gastronomisi En Kötü İller” diye sözde bir liste sosyal medya mecralarında yayınlanmaya başladı, ardından farklı illerin olduğu başka bir liste daha sosyal medya ağlarında dönmeye başladı, ardından listelerin ilk sıralarında olan şehirlerde yaşayan vatandaşlarımız sosyal medya aracılığı ile büyük bir tepki gösterdi, “Gastronomisi En Kötü İller” başlıklı kaynağı belli olmayan, gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmayan bu haber, farklı illerde yaşayan vatandaşlarımızı hatta birbirleri ile eş, dost ve akraba olan insanları bile birbirine düşürdü. (Köşe yazımın içinde bu listeleri görebilirsiniz).
Ortaöğretim ve yükseköğretim eğitimini gastronomi üzerine almış bir vatandaş, teoriği ve pratiği bir araya getirerek yıllardır öğrendiği bilgileri öğrencilerine aktaran bir eğitimci, yiyecek içecek sektöründe uzun yıllar farklı şehir ve işletmelerde çalışmış bir aşçı, gastronomi alanında daha önce yapılmamış birçok projeye imza atmış ve bunun yanında yöresel bir yemeğe coğrafi işaret almış bir STK başkanı olarak açık ve net söylüyorum, bu listeyi hazırlayan kişi veya kurumlar uzaktan yakından gastronominin “G” sini bilmiyor, bu kişi veya kurumlar paylaştıkları bu paylaşımla:”Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu” işliyor, bunu bilmelerini isterim.
Şimdi şunu asla unutmayalım, şu ilin gastronomisi kötü, bu ilin gastronomisi iyi demek baştan sona yanlış bir ifade! Gastronomi alanında iller arasında illaki bir sıralama yapmak istiyorsak tek ve gerçek liste:
“COĞRAFİ İŞARET ALMIŞ YEMEKLER ÜZERİNDEN YAPILMALI” çünkü bir yemek coğrafi işaret almışsa yemeğin yöreye ait olduğu kanıtlanmış, üzerinde akademik çalışma yapılmış, satışı ve pazarlaması yapılıyordur demektir, bu yazdıklarım şu anlama da gelmesin coğrafi işaretli yemeği az olan illerin gastronomisi kötü, çok olanın iyi diye nitelendirmek asla kabul edilemez!
Her şehrin belli başlı yemek kültürü, gastronomi mirası vardır, kimi şehirler bunu ortaya çıkarıp yaptıkları akademik çalışmalarla yemeklerine coğrafi işaret almıştır, kimi de hiç şekilde çalışma yapmayıp coğrafi işaretli yemeklerden bi haber olabilir.
Burdan coğrafi işaretli yemeği az olan şehirlerdeki yöneticilere ve STK başkanlarına çağrıda bulunmak istiyorum: Şehrinize gastronomi alanında değer katmak istiyorsanız, var olan yöresel yemeklerinize acilen akademik çalışma yaptırıp, ardından coğrafi işaret almak için Türk Patent ve Marka Kurumuna lütfen başvuruda bulununuz çünkü bir ilin kalitesini, gastronomide markalaşmasını ve tanınırlığını ancak ve ancak coğrafi işaretli yemeklerin çokluğu belirler.
Not: [email protected] mail adresime soru, görüş ve önerileriniz için ulaşabilirsiniz.
Hepinize sağlıklı, mutlu bir hafta diliyorum.


Yorumlar
Kalan Karakter: