Napolyon Bonapart denince akla gelen ilk şey "hız" ve "imkansızı başarma" tutkusudur. St. Helena Adası'nda sürgündeyken yazdığı mektuplarda bile bir şirketin strateji departmanını yönetecek kadar keskin bir zekaya sahipti. Peki, Napolyon bugün bir Silikon Vadisi unicorn'unun CEO'su olsaydı, işler nasıl yürürdü?
"Hızlı Ölçeklenme" (Blitzscaling)
Napolyon’un en büyük gücü, ordusunu rakiplerinin beklediğinden çok daha hızlı hareket ettirmesiydi. Bugünün startup dünyasında "Blitzscaling" (yıldırım hızıyla büyüme) olarak bilinen bu yöntem, Napolyon'un stratejisiyle birebir örtüşüyor. Rakiplerin ürünlerini hazırlamasını beklerken, o çoktan pazarı ele geçirmiş olurdu.
Kriz Yönetimi
"Sistemi Değil, Sonucu Önemse": Napolyon, bürokrasiye hiç vakit kaybetmezdi. Bugün bir startup'ta yavaş kalan süreçler, onun döneminde anında tasfiye edilirdi. "Kodunuz çalışıyorsa, mükemmel olmasını beklemeyin, piyasaya sürün!" prensibi, Napolyon'un "Savaşı kazan, nedenini sonra tartış" yaklaşımının modern versiyonu olurdu.
"Düşman" Tanımı
Napolyon her zaman "ana merkez"e saldırırdı; yan cephelerle vakit kaybetmezdi. Bugün bir startup yönetseydi; pazar payının küçük bir kısmıyla değil, doğrudan pazar lideriyle savaşırdı. Google veya Apple gibi devlere kafa tutan o "yıkıcı" girişim tam da onun kaleminden çıkardı.
Ancak Bir Sorun Var... Napolyon'un büyük bir zayıflığı vardı: "Delegasyon eksikliği." Her şeyi kendi kontrol etmek istemesi, Waterloo'da sonunu hazırlamıştı. Bir startup yönetirken de büyük ihtimalle "mikro-yönetim" (micromanagement) yaparak çalışanlarını tüketebilir ve şirketi tek adam otoritesine sürükleyebilirdi.
Napolyon bir startup kursaydı; şirket muhtemelen 2 yılda dünyanın en değerlisi olurdu. Ancak 3. yılda, agresif büyüme ve her şeyi kontrol etme arzusu yüzünden ya dev bir rakip tarafından yutulur ya da kendi iç çelişkileriyle dağılırdı.
Yorumlar
Kalan Karakter: