Proje yönetiminde bazı anlar vardır ki, elinizde ne kadar detaylı plan olursa olsun bir sonraki saatte sizi nelerin beklediğini tam olarak bilemezsiniz. Özellikle yazılım projelerinde canlıya geçiş dönemleri bunun en iyi örneklerinden biridir. Testler tamamlanmıştır, kontrol listeleri işaretlenmiştir, ekip hazırdır. Yine de deneyimli proje yöneticileri bilir; asıl sınav çoğu zaman tam da o anda başlar.
Julius Sezar’ın Zela Savaşı’nın ardından söylediği “Veni, vidi, vici” yani “Geldim, gördüm, yendim” sözü tarihin en bilinen ifadelerinden biridir. Proje yönetiminde ise bu sözün en önemli bölümü bana göre “yendim” değil, “gördüm” kısmıdır. Çünkü doğru kararlar, ancak doğru gözlem üzerine inşa edilir.
Yaklaşık yirmi beş yıllık çalışma hayatım boyunca dijital dönüşüm, e-ticaret ve kurumsal yazılım projelerinde edindiğim en önemli kazanımlardan biri, ilk görünen problem ile gerçek problemin çoğu zaman aynı olmadığıdır. Özellikle kritik operasyon anlarında ekipler doğal olarak en görünür soruna odaklanır. Oysa asıl neden bazen teknik altyapıda, bazen süreçlerde, bazen de ekipler arasındaki iletişimde saklı olabilir.
Bu nedenle kriz anlarında verilecek ilk önemli refleksin hızlı çözüm üretmekten önce durumu anlamaya çalışmak olduğunu söyleyebilirim. Çünkü eksik bilgiyle alınan hızlı kararlar, çoğu zaman problemi çözmek yerine büyütebilir. Buna karşılık doğru gözlem, doğru sorular ve farklı bakış açılarını bir araya getirmek, çoğu zaman en karmaşık görünen sorunların bile daha net anlaşılmasını sağlar.
Bugün birçok kurum veri odaklı yönetim anlayışını benimsiyor ve bunun son derece değerli olduğuna inanıyorum. Ancak operasyonun en kritik anlarında tüm verilerin eksiksiz şekilde önünüze gelmesini bekleyemiyorsunuz. İşte tam bu noktada deneyim, sezgi, gözlem gücü ve ekipleri doğru yönlendirebilme becerisi devreye giriyor.
Proje yönetimini hiçbir zaman yalnızca zaman planları, bütçeler veya Gantt şemaları üzerinden değerlendirilmemeli. Bir projenin başarısını belirleyen unsurların; ekibin motivasyonu, paydaşların beklentileri, sistemlerin dayanıklılığı ve henüz görünmeyen riskleri doğru okuyabilme becerisi. Çünkü birçok kriz teknik dokümanlarda değil, satır aralarında saklıdır.
Yapay zekâ bugün bize daha fazla veri sunuyor, logları analiz ediyor, riskleri tahmin ediyor ve karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Ancak hangi verinin gerçekten anlamlı olduğuna, hangi riskin öncelikli olduğuna ve hangi kararın doğru olduğuna hâlâ insanlar karar veriyor. Teknoloji güçlü bir destek sağlıyor; muhakeme ise hâlâ en değerli yetkinliklerden biri olmaya devam ediyor.
Bu yüzden “Veni, vidi, vici” sözü her zaman farklı bir şeyi hatırlatıyor.
“Geldim” hazırlığı, “Gördüm” doğru analizi, “Yendim” ise doğru zamanda doğru kararı verebilme cesaretini temsil ediyor.
Ve yılların verdiği en önemli deneyim: Projelerde başarı çoğu zaman en hızlı karar verenlerin değil, doğru anda doğru soruyu sorabilenlerin oluyor.
Doğru görülen bir problem, çözümün de başlangıcıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: