Galatasaray ile başlayalım… Evinde Gaziantep FK karşısında alınan 1-1’lik beraberlik, sadece iki puan kaybı değil, oyun adına da ciddi soru işaretleri bıraktı. Tempo düşüktü, üretkenlik sınırlıydı ve özellikle hücumda süreklilik sağlanamadı. Kendi sahasında oynanan bu maçta Galatasaray’ın daha baskın, daha net olması beklenirdi ama ortaya çıkan tablo, liderlik koltuğundaki takım için pek güven verici değildi. İkinci yarıya bu şekilde başlamak, zirvede kalmak isteyen bir ekip için ciddi bir uyarı niteliğinde.
Fenerbahçe cephesinde ise haftanın hikâyesi netti: vazgeçmemek. İki kez geriye düştükleri maçta pes etmeyen sarı-lacivertliler, Talisca’nın attığı iki golle ve Tedesco’nun yerinde hamleleriyle sahadan 3-2 galip ayrıldı. Bu galibiyet sadece skorla değil, oyun içindeki reaksiyonlarla da değerliydi. Fenerbahçe, ikinci yarıya “şampiyonluk olacağına inancı tam” olan bir takım gibi başladı. Alınan bu galibiyetle zirvedeki fark 1 puana indi ve psikolojik üstünlük de yavaş yavaş el değiştirmeye başladı.
Trabzonspor ise yarıştan kopmaya hiç niyetli olmadığını Kocaeli deplasmanında gösterdi. Zorlu atmosferde oynanan maçta son dakikada gelen Muci golü, bordo-mavililere altın değerinde üç puan kazandırdı. Böyle deplasmanlar, sezon sonunda şampiyonluk hikâyesinin en önemli satırları olur. Trabzonspor, bu galibiyetle sadece puan almadı; “ben de buradayım” mesajını güçlü şekilde verdi.
Özetle sevgili okurlar… İkinci yarı hızlı başladı. Galatasaray sendeledi, Fenerbahçe adım adım zirveye yaklaştı, Trabzonspor ise sessiz ama kararlı yürüyüşünü sürdürdü. Artık hata payı minimumda. Bu ligde bundan sonra her maç, her gol ve her hamle şampiyonluk yarışının kaderini belirleyecek. Biz de her pazartesi burada, bu hikâyeyi birlikte okumaya devam edeceğiz.

Yorumlar
Kalan Karakter: