Her yemek, her gün pişmezdi. Çünkü her yemeğin bir ruhu, bir saati ve bir sebebi vardı. Anadolu mutfağında “bugün ne pişirsem?” sorusu, sadece mideyi değil, ruhun o günkü ihtiyacını doyurmak içindi. İhtiyaç bazen sadece açlık değildi; bazen korkuya karşı bir sığınak, bazen bir umut, bazen de sadece dayanma gücüydü.
Aşure: “Dağılmayalım” Demenin Sofrası
Aşure pişen evde kimse kendini yalnız hissetmezdi. Tenceresi her zaman büyük olurdu; çünkü niyeti kalabalıktı. Aşure, farklı olanın yan yana durup "biz" olma mucizesiydi. İçine konan her tanecik, bir başkasını temsil ederdi. Kaşık tencerede ağır ağır dönerken diller susar, kalpler konuşurdu. Aşure aslında şu sessiz duanın ta kendisiydi:
“Bin çeşit parçadan bir bütün olduk; ne olur, tatlı kalalım ama asla dağılmayalım.”
Helva: Sabır ve Teslimiyetin Kokusu
Helva, Anadolu’da her zaman kutlama yemeği değildi. Bazen gidenin arkasından dökülen yaşın, bazen de bekleyişin yemeğiydi. Un ve yağ, ateşin üzerinde sabırla kavrulurken konuşulmazdı. O an, insanın kendi içindeki sert köşeleri un gibi öğütme anıydı. Helva duası derindi:
“Kalbimdeki bu sızı yumuşasın, başıma geleni kabullenebileyim.”
Bu yüzden helva tek başına yenmezdi; acı paylaşıldıkça hafiflesin diye komşu kapılarına taşınırdı.
Çorba ve Ekmek: Hayatın İki Kanadı
Çorba, Anadolu’nun "ilk"idir. Hastanın ilk şifası, misafirin ilk selamı, sabahın ilk bereketi... Sade olurdu ki bedeni yormasın, ruhu ürkütmesin. Kaynayan her çorba tenceresinden göğe şu dua yükselirdi: “İçimiz yumuşasın, merhametimiz eksilmesin.”
Ekmek içinse yüksek sesle dua etmeye gerek duyulmazdı. Çünkü ekmek, duanın yeryüzündeki haliydi. Yere düşse öpülüp başa konan, uğruna alın teri dökülen o kutsal emanet... Ekmekle edilen dua sözsüz ama kesindi: “Eksik olmasın, artsın ama hiç tükenmesin.”
Tandır Eti ve Yoğurt: Güç ve Denge
Tandır yakılan gün evde telaş dururdu. Tandır sabır isterdi, ateşle imtihan edilirdi. Zor zamanların, uzun kışların ve ağır yüklerin öncesinde pişirilirdi. Duası belliydi: “Bize dayanma gücü ver.”
Yoğurt mayalanırken ise evde çıt çıkmazdı. Çünkü maya ürkekti, denge ise gürültüyü sevmezdi. Anadolu kadını yoğurdu sarıp sarmalarken sadece “Tutsun” demezdi; aslında “Hayatımız da böyle tutsun, düzenimiz bozulmasın” diye niyet ederdi.
Bugün Neyi Kaybettik?
Bugün tencerelerimiz her zamankinden daha çok kaynıyor ama içindeki o "dua" eksik. Yemeği ihtiyacın diline göre değil, nefsin isteğine göre yapıyoruz. Bu yüzden masalarımız dopdolu ama içimiz her daim bir parça boş. Tokuz, ama huzura açız.
Son Söz
Unutmayalım ki bazı dualar sadece göğe yükselmez. Bazıları tencerenin dibinde kalır, bazıları fırından çıkan ekmeğin kokusuna siner. Belki de yeniden sormanın vaktidir: “Bugün ruhumun hangi yemeğe ve hangi duaya ihtiyacı var?”
Ve mutfakta her zaman hissettiğim ve çokluk söylediğim ;
“Dua bazen ellerle değil, tencerelerle edilir.” çünkü yemek nimettir
Dua hangi yemeklerle edilirdi?
Eskiden Anadolu’da dua, sadece eller semaya açıldığında edilmezdi. Bazı dualar tencerede ağır ağır kaynar, bazıları hamura sabırla karışır, bazıları ise ateşin başında sessizce demlenirdi. Anadolu’da dua, sözden önce niyetti. Ve o niyet, mutfağın eşiğinden bir yemekle girerdi içeri.
Yayınlanma :
19.01.2026 14:02
Güncelleme
: 19.01.2026 14:05
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.

Yorumlar
Kalan Karakter: