Dünya Kupası hayallerimize, henüz yolun başında, hem de koskoca bir hayal kırıklığıyla havlu attık.
Bugün buraya taktik tahtalarını, soğukkanlı istatistikleri yazmayacağım. Maalesef sadece bir futbolseverin, milyonlarca insanın göğsünü sıkıştıran o saf ve haklı duygularıyla yazacağım.
Çünkü geride kalan iki maç, bu ülkenin insanına resmen zehir oldu.
Bir teknik direktörden ne beklenir? Takımı maça hazırlaması, doğru taktiği bulması, oyuncudan maksimum verimi alması ve en önemlisi maç kazandırması... Vincenzo Montella, bu temel sorumlulukların hiçbirini yerine getiremedi. Sahada ne bir teknik vardı, ne taktik, ne pres, ne de o bildiğimiz Türk Milli Takımı ruhu.
Biz turnuvalarda her şeyi kaybetsek bile en azından savaşan, sahaya karakter koyan takımlar izlemeye alışmıştık. Bu kez o mücadeleden bile fersah fersah uzaktık.
Montella ise bize saha içinde çare üretmek yerine, saha dışında "Sizden daha çok Türk’üm" söylemleriyle popülizm yapmayı tercih etti. Sayın Montella, biz senin ne kadar Türk olduğunu değil, bu takıma nasıl maç kazandıracağını görmek istiyorduk. Popülizm ne yazık ki turnuvalarda puan getirmiyor.
Kulübedeki Akıl Tutulması
Paraguay maçını yorumlamak bile futbol adına utanç verici. Rakip sadece mücadele etti, katı bir savunma yaptı ve istediğini alıp gitti.
Biz ise o kapalı savunmayı açabilecek tek bir yaratıcı fikir, tek bir organizasyon üretemedik. Koskoca takımda golü koklayan, pozisyon arayan tek isim bir stoper, Merih Demiral oldu!
Elimizde İrfan Can Kahveci gibi kilit açacak, adrese teslim paslar atacak bir yaratıcı var ama kenarda unutuluyor. Sezonu kasırga gibi geçiren Orkun Kökçü 85’inci dakikada oyuna sürülüyor. Gol atmayı denemeyen, kaleyi gördüğünde şut çekmeye korkan bir milli takım olabilir mi?
Tam anlamıyla "bal üretmeyen arı" misali, sahada boş boş dolanıp maçı tamamlayan bir takım izledik. Ve bu ruhsuzluk, Türk futbol tarihi açısından asla kabul edilemez.
Bu Rezaletin Sorumluları
Tek kelimeyle REZALET! İki koca maçta tek bir gol bile atamadık. Avrupa’nın dev kulüplerinde el üstünde tutulan, dünya yıldızı kıvamındaki oyuncularımız sahada adeta birer hayalete dönüştü. Bunun nedeni oyuncuların yeteneksizliği değil; Montella’nın vizyonsuz, B plansız ve adaletsiz oyun sistemidir. Formayı hak edene vermeyen, futbolcu seçiminde adaleti mumla aratan bir yönetim anlayışıyla bu hezimeti baştan hazırlamıştı.
Elbette faturanın büyüğü Montella’ya kesilecek ancak TFF de bu hezimetin en büyük ortaklarından biridir. Takımı koruma, kollama ve en önemlisi futbolcuları mental olarak turnuvaya hazırlama konusunda federasyon da sınıfta kalmıştır.
Artık fesi önümüze koyup, sıfırdan başlama vaktidir. Sürekli kendi kendine sorun üreten, saha dışı kaoslarla beslenen ve bu sorunların gölgesinde başarı bekleyen bu çarpık sistemle bir yere varamayacağımızı acı bir şekilde öğrendik.
Bu jenerasyonun en parlak yıllarını vizyonsuzluğa kurban verdik.
Yazıklar olsun.
Yorumlar
Kalan Karakter: