Tüm çabalara rağmen günümüzde yılda yaklaşık 20-25 milyon insanın ölümüne yol açtığı tahmin edilmektedir. 2030 yılına gelindiğinde, KDH bağlı ölümlerin yaklaşık %30 artışla 25-30 milyona yükseleceği tahmin edilmektedir. Bu nedenle, KDH acil eylem planı gerektiren en önemli küresel sağlık sorunu haline gelmiştir.
Kalp ve damar hastalıkları genel olarak refah seviyesi yüksek ülkelerin bir sorunu olarak algılansa da, gerçek ne yazık ki böyle değildir. KDH ile ilgili ölümlerin dörtte üçünden fazlası (yaklaşık % 80’i) düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana gelmektedir.
Orta Avrupa, Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesi, küresel olarak en yüksek kalp ve damar hastalığı ölüm oranlarıyla karşı karşıya kalmaya devam etmektedir. Araştırmalar KDH bağlı ölümlerin çoğunlukla erkeklerde meydana geldiğini bildirse de; Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Sahra Altı Afrika bölgelerindeki ülkelerin yaklaşık %30'unda KDH bağlı ölümlerin kadınlarda daha yüksek olduğu görülmektedir.
KDH’lara bağlı meydana gelen ölümleri önemli kılan diğer bir unsur ise, erken ölümlerin başlıca nedeni olan bulaşıcı olmayan hastalıkların ölümlerine en büyük katkıyı sunmalarıdır. Özellikle iskemik kalp hastalığı (kalbin kan akışının zayıflaması, kesilmesi ve oksijen alamaması sonucu meydana gelen doku tahribatı), erkeklerde 146 ülkede ve kadınlarda ise 98 ülkede erken ölümün önde gelen nedenidir. Küresel tablonun karmaşıklığı, KDH etkisindeki eşitsizlik düzeylerini ne yazık ki gün geçtikçe daha da kötüleştirmektedir.
Özellikle, düşük ve orta gelirli ülkelerde, yüksek gelirli ülkelere kıyasla, KDH’lerden kaynaklanan erken ölüm oranları daha yüksek ve yaşa göre standardize edilmiş ölüm oranlarındaki azalma, düşük ve orta gelirli ülkelerde yüksek gelirli ülkelere göre daha yavaş ilerlemektedir.
Türkiye istatistik kurumu verilerine göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 450 bin - 550 bin civarı insan ölmektedir. Bu ölümlerin yaklaşık % 36-37’si (165 bin ile 200 bini) kalp damar hastalıkları sonucu gelişir. Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, KDH’lere bağlı ölümler açık ara ile diğer tüm nedenlere bağlı ölümlerin önünde seyretmektedir.
Risk faktörleri açısından, yüksek kan basıncı (hipertansiyon) yaklaşık 10 milyon insanın ölümüne yol açması nedeniyle, küresel ölçekte yüksek kan basıncı (hipertansiyon) en önemli KDH risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Yüksek kan basıncını (hipertansiyonu) fiziksel inaktivite (hareketsizlik), alkol tüketimi, tütün ve elektronik sigara kullanımı, uyuşturucu - uyarıcı madde kullanımı, diyabet ve obezite takip etmektedir.
Küresel ölçekte kalp damar sağlığını iyileştirmenin tek bir doğru yolu yoktur. Her toplum, yaşadığı yere ve yaşam tarzına bağlı olarak farklı risk faktörlerine maruz kalır. Bu, tütün ve alkol kullanımının ve tuz (sodyum) alımının daha yüksek olması veya tehlikeli seviyelerde hava kirliliğine daha fazla maruz kalma ve daha düşük fiziksel aktivite seviyelerine sahip olma olabilir. Bu da, karar vericilerin ve paydaşlarının, kalp damar sağlığını doğru yöne götürmek için hangi politika alanlarına daha fazla odaklanılması gerektiğini tam olarak anlamak için ülkelerindeki ve bölgelerindeki risk faktörü yaygınlığına yakından bakmaları gerektiği anlamına gelir. Bununla birlikte, her ülkenin kalp - damar sağlığını iyileştirmek ve KDH ile mücadele etmek için, Ulusal Tütün Kontrol Programları, KDH için gerekli ilaçların tedariki ve ilgili bakanlıkça (Sağlık Bakanlığı) bulaşıcı olmayan hastalıklarla mücadeleden sorumlu bir Operasyonel Birimin oluşturulması gibi kendine has uygulanması gereken temel yaklaşımları vardır. Ayrıca, toplumun ihtiyaç duyduğu bakıma erişebilmesi için, yeterli fon sağlayan sağlık sistemlerine ve girişimlere ihtiyaç vardır.
Son zamanlarda kalp-damar sağlığı ile ilgili, ilerlemelerin durması sürpriz bir durum değildir. COVID-19 salgını nedeniyle dünya genelinde neredeyse tüm sağlık girişimleri sekteye uğradı ve ülkeler nüfuslarının sağlığını iyileştirmeyi ve korumayı amaçlarken hangi alanlara öncelik verecekleri konusunda zorlanıyorlar. Kalp ve damar hastalıklarının ölüm ve hastalık yükü göz önüne alındığında, elbette ki bu sağlık alanı ihmal edilemeyecek kadar önemli. Dünya ne yapıp etmeli kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanan erken ölümleri, en az üçte bir oranında, azaltmak için acilen sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve eylem planları geliştirmelidir.
Özellikle kalp ve damar hastalıklarına karşı mücadeleyi teşvik etmek için kısa ve uzun vadede çeşitli hususlar dikkate alınmalıdır. Bunlar:
- Ülkelerin kalp - damar hastalıkları ve risk faktörleri hakkında veri toplama çalışmalarını geliştirmeleri ve daha yüksek risk altındaki popülasyonları daha iyi anlamaları gerekmektedir.
- Ülkeler DSÖ önerileri doğrultusunda gayrisafi yut içi hasıla’nın en az %5'ini sağlık harcamalarına yapmayı hedeflemelidirler.
- Ülkeler hastalık yükünü ve yaygın risk faktörlerini göz önünde bulundurarak, yeterli kaynak tedarik etmeleri ve gelişmelerin izlenilmesi için, kalp - damar hastalıklarıyla mücadele için kanıta dayalı politikalar geliştirmelidirler.
- Kişisel yapılan harcamaları en aza indirmek için, evrensel sağlık güvencesi paketleri içinde, kalp - damar hastalıklarının önlenmesi ve yönetimine yönelik müdahalelerin önceliklendirmesi gerekmektedir.
- Kalp - damar hastalıklarının önlenmesi, yönetimi ve tedavilere erişimin iyileştirilmesinden elde edilen başarılı deneyimler neticesinde çıkarılan dersler, kalp - damar hastalıklarından kaynaklanan ölüm oranlarındaki eşitsizlikleri ve dengesiz ilerlemeleri gidermek için tüm ülkeler uygulamalıdır.
Kalp ve damar hastalıklarıyla mücadele etmek ve belirlenen küresel hedeflere ulaşmak için koordineli hareket etmek, böylece dünya genelindeki nüfusun sağlık sonuçlarını ve refahını iyileştirmek son derece önemlidir.

Yorumlar 1
Kalan Karakter: