Taliban bir din hareketi değildir.
Taliban bir kültür de değildir.
Taliban, çökmüş bir iktidar hayalinin, erkeklik üzerinden kurulamayan gücün kadın bedeniyle telafi edilme girişimidir.
Taliban’ın çıkardığı son yasalar bir sapma değil, bir devamdır.
Kadının hiçbir koşulda haklı olamaması,
sesinin delil sayılmaması,
kamusal alandan silinmesi,
eğitiminin, görünürlüğünün, varlığının yasaklanması…
Bunların hiçbiri inançla ilgili değil.
Bunların tamamı korkuyla ilgilidir.
Taliban nereden doğdu?
Savaştan, yoksulluktan, eğitimsizlikten…
Ama en çok da kaybetmişlikten.
Bir yapı dünyayı yönetemiyorsa,
bir ekonomiyi ayakta tutamıyorsa,
bir topluma gelecek sunamıyorsa
ilk yaptığı şey şudur:
Kadını susturur.
Çünkü kadın konuşursa soru sorar.
Kadın görünürse hakikat görünür.
Kadın özgürse itaat çöker.
Ahlak söylemi de tam burada devreye girer.
Ama dikkat edin:
Ahlak hiçbir zaman gücü elinde tutanlara uygulanmaz.
Ahlak, her zaman bedel ödeyenin omzuna yüklenir.
Bir ülkede kadına yönelik baskı ne kadar fazlaysa,
o ülkede iktidarın gizlemeye çalıştığı ayıp da o kadar büyüktür.
Taliban kadına düşmandır.
Çünkü kadın hayattır.
Hayat ise kontrol edilemez.
Taliban neden hâlâ iktidarda?
Çünkü dünya uzun süredir şunu yapıyor:
“Bizi doğrudan etkilemiyorsa görmezden gelelim.”
Kadınların hakları “yerel mesele” sayılıyor.
İnsanlık coğrafyaya bölünüyor.
Ve her sessizlik, bir rejimi daha güçlendiriyor.
Ama bu karanlığa bakarken,
başka bir tarihsel gerçeği hatırlamak zorundayız.
Bu topraklarda,
dünyanın büyük bir kısmı kadını tartışırken
bir lider çıktı ve şunu söyledi:
“Dünyada her şey kadının eseridir.”
Mustafa Kemal Atatürk,
kadını bir rejimin süsü yapmadı.
Onu eşit yurttaş yaptı.
Kadınlara hak vermedi.
Onlara haklarını iade etti.
Seçme ve seçilme hakkı,
eğitim,
kamusal hayata katılım…
Bunlar bir lütuf değildi.
Bunlar Türkiye’nin aydınlıkla yaptığı bir gelecek sözleşmesiydi.
Atatürk şunu çok iyi biliyordu:
Kadını geride bırakan bir toplum,
geleceğini de geride bırakır.
Bugün Taliban’ın kadınlar üzerinden kurmaya çalıştığı karanlık düzen,
bize iki şeyi aynı anda gösteriyor:
Karanlık nasıl kurulur
ve ışık nasıl söndürülmek istenir.
Ama tarih bize bir şeyi defalarca kanıtladı:
Işık tamamen söndürülemez.
Kadın bastırılsa da yok olmaz.
Susturulsa da kaybolmaz.
Yok sayıldığında sadece daha derinden yanar.
Taliban bunu biliyor.
Bu yüzden korkuyor.
Ve biz, bu toprakların kadınları,
bize bırakılan o büyük mirası biliyoruz.
Bu yüzden hatırlıyoruz.
Bu yüzden susmuyoruz.
Çünkü ışık,
en zifiri karanlıkta parlar.

Yorumlar
Kalan Karakter: