Bu ülke, her şey düzeldiğinde iyileşmez.
Ekonomi toparlandığında da değil.
Yeni isimler geldiğinde hiç değil.
Bu ülke, yalanla yaşamayı bıraktığında iyileşir.
İyileşme;
– yanlışın yanlış diye adlandırıldığı,
– doğrunun savunulurken utanılmadığı,
– susmanın erdem, konuşmanın tehdit sayılmadığı gün başlar.
Bir ülke ancak şunu diyebildiğinde iyileşmeye başlar:
“Bu böyle gitmez ve biz buna razı değiliz.”
İyileşme bir sonuç değil,
bir tavırdır.
Artık Neye Razı Olmayacağız?
Artık şunlara razı olmayacağız:
– Yanlışı normalleştirmeye
– Ahlaksızlığı “herkes yapıyor” diye geçiştirmeye
– Kurnazlığı zekâ sanmaya
– Sessizliği korkaklıkla karıştırmaya
– İyiliği saflıkla aşağılamaya
Artık razı olmayacağız
hak etmediği hâlde yükselene,
hak ettiği hâlde geride kalana.
Artık razı olmayacağız
“şimdilik böyle” denmesine.
Çünkü bu ülkede “şimdilik”
çok uzun sürdü.
Razı olmak, alışmaktır.
Alışmak, çürümektir.
Ve bu toplum artık çürümeye razı değil.
Normal Sandığımız Şeyler Nasıl Bu Kadar Anormal Oldu?
Çünkü yavaş yavaş oldu.
Bir günde olmadı.
Bir kararla da olmadı.
Küçük ödünlerle başladı.
“Bir kereden bir şey olmaz”larla büyüdü.
“Buna da alıştık”larla yerleşti.
Normal sandık:
– Haksızlığı
– Kayırmayı
– Bağırmayı
– Aşağılamayı
– Umursamazlığı
Ve fark etmeden
anormal bir hayata adapte olduk.
Toplumlar böyle çöker.
Bir patlamayla değil,
alışarak.
En tehlikeli an,
insanın şuna dediği andır:
“Bu da normal artık.”
İşte o an,
normal tamamen kaybolur.
Bu ülke iyileşecek.
Ama bu, birilerinin bizi kurtarmasıyla olmayacak.
Bu;
yanlışa razı olmayanların,
alışmayı reddedenlerin,
“normal” diye yutturulana itiraz edenlerin
sessiz ama kararlı duruşuyla olacak.
Ve belki de asıl mesele şu:
Bu ülke ne zaman iyileşir biliyor musun?
Biz, artık neye razı olmayacağımızı netleştirdiğimiz gün.
Yorumlar
Kalan Karakter: