Sessiz çoğunluk susmadı.
Susturuldu.
Bağıranların, suçlayanların, ifşa edenlerin arasında
sessiz kalmak bir tercih değil,
bir korunma refleksi hâline geldi.
Çünkü bu ülkede uzun süredir şunu öğrendik:
Konuşursan hedef olursun.
Taraf olmazsan ezilirsin.
Soru sorarsan suçlanırsın.
Ve insan bir noktada şunu seçer:
“Kendimi korumak için susayım.”
Sessizlik Korkudan Değil, Yorgunluktan
Sessiz çoğunluk korkak değil.
Yorgun.
Aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmaktan,
aynı yanlışlara dikkat çekmekten,
aynı sonuçsuz tepkileri vermekten yoruldu.
Konuştu ama duyulmadı.
Uyardı ama dikkate alınmadı.
İtiraz etti ama yalnız bırakıldı.
Ve sonunda şunu öğrendi:
Bu düzen, bağıranı ödüllendiriyor,
tutarlıyı tüketiyor.
Sessizlik Bir Onay Değil
Sessiz çoğunluğun susması,
olan biteni onayladığı anlamına gelmiyor.
Bu, bir bekleme hâli.
Bir kenara çekilip izleme.
“Ne kadar ileri gidecekler?” deme hâli.
Ama tarih şunu gösterir:
Sessizlik sonsuza kadar sürmez.
Birikir.
Ve biriktiğinde,
bağırarak değil,
yerinden oynatarak gelir.
Toplum Neden Dağıldı?
Çünkü ortak zemin kayboldu.
Eskiden farklı düşünenler
aynı masada oturabiliyordu.
Bugün herkes kendi yankı odasında.
Hakikat yerini algıya bıraktı.
Tutarlılık yerini gösteriye.
Derinlik yerini hızla tüketilen fikirlere.
Toplum dağılmaz böyle başlar.
Peki Bu Toplum Yeniden Nasıl Toparlanır?
Büyük laflarla değil.
Manifestolarla hiç değil.
Toparlanma, küçük ama kararlı yerlerden başlar:
Söylediğini yapan insanlar çoğaldığında
Sessizliğin zayıflık sayılmadığı bir dil kurulduğunda
Haklı olmanın değil, adil olmanın kıymet gördüğü anlarda
Toplum toparlanır.
Kahramanlara değil,
ölçülere ihtiyaç var.
Yeni yüzlere değil,
yeni ahlaklara.
İyi İnsan, Sessiz Çoğunluk ve Umut
İyi insanlar geri çekildi.
Sessiz çoğunluk sustu.
Ama bu bir son değil.
Bu, yeniden hizalanma.
Gürültü çekildiğinde,
sessizlik kalır.
Ve sessizlikte gerçek niyetler görünür.
Belki de bu ülkenin ihtiyacı olan şey,
daha fazla konuşmak değil;
doğru zamanda, doğru yerden konuşmak.
Sessiz çoğunluk sustu çünkü
her sesin bir bedeli vardı.
Ama unutulan şu:
Sessizlik bazen geri çekilme değil,
daha güçlü bir dönüşün hazırlığıdır.
Ve asıl soru artık şu:
Sessizler konuşmaya başladığında,
bu toplum onları taşıyabilecek mi?

Yorumlar
Kalan Karakter: