Gazetecilik…
Kimi zaman bir afet bölgesinde, kimi zaman kalabalık bir meydanda, kimi zaman da stüdyo ışıklarının altında gerçeğin izini sürmektir. Bu meslek; hızdır, sorumluluktur, vicdandır. En önemlisi de insanı anlamak ve doğru anlatabilmektir…
Bugün İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Televizyon Haberciliği ve Programcılığı Bölümü öğrencileriyle bir araya geldim. Gençlerin gözlerindeki merak, sorularındaki samimiyet ve mesleğe dair taşıdıkları heyecan gerçekten umut vericiydi.
Bugünkü sohbetimizin başlığı ise “Sahada İletişim, Haber ve İnsan”dı. Sahada geçen yıllar boyunca öğrendiğim en temel gerçeği paylaştım: Haber sadece bilgi değildir; bir insan hikâyesidir. Mikrofon uzattığınız her yüzün bir geçmişi, bir duygusu, bir beklentisi vardır. Bu nedenle iletişim sadece konuşmak değil, aynı zamanda dinlemektir.
Haberin mutfağında yaşananları, kriz anlarını, son dakika gelişmelerinde verilen hızlı kararları ve tüm bunların merkezinde insan unsurunun nasıl yer aldığını konuştuk. Çünkü sahada güçlü iletişim kurmadan doğru habere ulaşmak mümkün değildir. Empati, etik duruş ve güven duygusu bu mesleğin temel taşlarıdır.
Genç iletişimci adaylarına şunu özellikle vurguladım: Merakınızı kaybetmeyin. Cesaretinizi diri tutun. Ve her koşulda insanı merkeze koyun. Çünkü haber değişir, teknoloji gelişir, yayın mecraları dönüşür; ama insan her zaman işin özünde kalır.
Deneyimlerimi paylaşmak ve onların mesleki yolculuğuna küçük de olsa katkı sunabilmek benim için büyük bir gurur oldu.
Bu nazik daveti ve kıymetli ev sahipliği için ders sorumlusu Prof. Dr. Aybike Serttaş hocama içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: