Bazı kelimeler vardır; sadece bir anlam taşımaz, bir yük taşır. “Şehit” de öyle bir kelime… Söylendiği anda boğazda düğümlenen, kalpte bir sızıya dönüşen, insanın içini sessizce ama derinden sarsan bir hakikat.
Şehit denilince öylece geçip gidemez insan. Bir an durur, düşünür, hatta susar. Çünkü o kelime; bir annenin evladını, bir çocuğun babasını, bir eşin yarını kaybettiği andır. Ama aynı zamanda bir milletin dimdik ayakta kalmasının da adıdır.
Şehitler Haftası vesilesiyle Edirnekapı Şehitliği’ni ziyaret ettim. Sessizlik hakimdi ama aslında o sessizlik çok şey anlatıyordu. Mezar taşlarının arasında yürürken insan, sadece adları okumaz; hikâyeleri hisseder. Her bir taş, yarım kalmış bir hayatın, tamamlanmış bir vatan borcunun nişanesi gibidir.
Orada dua eden insanlar vardı. Kimisi tanıdığı birinin başında, kimisi hiç tanımadığı ama kalben bağlı olduğu şehitler için ellerini açmıştı. Ben de durdum… Tüm şehitlerimiz için dua ettim. İsimlerini bilmeden, yüzlerini görmeden ama yürekten hissederek…
İnsanın içinden bir şey kopuyor o an. Sanki kalbin yerinden çıkacak gibi oluyor. Çünkü biliyorsun ki o toprakta yatanlar, bugün bizim özgürce nefes alabilmemiz için en kıymetli varlıklarını, canlarını vermiş insanlar.
Şehitlik; sadece bir mertebe değil, aynı zamanda bir emanettir bize. Onların bıraktığı bu vatanı korumak, hatıralarını yaşatmak ve unutmamak… Belki de en büyük sorumluluğumuz budur.
Bazen düşünüyorum… Günlük hayatın telaşı içinde ne kadar hatırlıyoruz onları? Kaçımız bir mezar taşının başında durup gerçekten hissediyor? Kaçımız sadece bir gün değil, her gün minnet duyuyor?
Şehitler, bu milletin kalbinde yaşayan en derin yaradır; ama aynı zamanda en büyük gururudur. Onları anmak, sadece bir görev değil; bir vicdan meselesidir.
Edirnekapı’dan ayrılırken içimde hem bir ağırlık hem de bir huzur vardı. Çünkü biliyordum ki o topraklarda yatanlar, bu ülkenin sessiz kahramanlarıydı. Ve biz yaşadıkça, hatırladıkça, dualarımızda yer verdikçe asla unutulmayacaklardı.
Ruhları şad olsun…
Yorumlar
Kalan Karakter: