Polo yalnızca bir belgesel dizisi değil; tutku, rekabet, zarafet ve yaşam tarzının iç içe geçtiği samimi, ilham verici bir dünyanın kapısını aralıyor.
Oyuncu kadrosunda polo dünyasının efsane isimleri olan Adolfo Cambiaso, Poroto Cambiaso, Louis Devaleix, Timmy Dutta, Nacho Figueras ve Keko Magrini’nin yanı sıra Prens Harry’nin polo şovu yer alıyor.
16 yaş ve üzeri izleyicilere hitap eden bu 5 bölümlük yapım; heyecan verici ve oldukça içten bir anlatı sunuyor. Açık konuşmak gerekirse bu 5 bölümlük belgesel beni fazlasıyla heyecanlandırdı. Çünkü burada yalnızca spor yok; disiplin, aile mirası, rekabet, stil, güç ve insanın hayvanla kurduğu o tarifsiz bağı var. Ancak diziyi izleme nedenim ise oldukça kişisel:
Hayatım boyunca en sevdiğim iki şeyin aynı yerde buluşması: Atlar ve Golf
Kemer Country Club’ı (Kemer Country Atlı Spor Kulübü) bilenler bilir. 2000’li yıllarda Göktürk ve Kemerburgaz çevresi çocukların golfe yönlendirildiği ve yetiştikleri özel bir atmosferdi. O dönem golf sahalarında eğitim alan bazı isimler de benim okul arkadaşımdı. Bugün ise dünya çapında ses getiren turnuvalarda boy gösteriyorlar. Onlarda çocukken gördüğüm disiplinli çalışmanın yanı sıra tutkuları ve rekabetleri, çocuk zihnimde beni hem hayran bırakıyor hem de bu sporu, başarısızlıkla sonuçlandıracağımı düşündüğüm bir alan olarak tasavvur etmeme neden oluyordu.
Bir de o yılların vazgeçilmezlerinden biri: Polo Ralph Lauren
Bir giyim markasından öte; sporun, stilin ve vizyoner yaşam kültürünün sembolüydü. Şimdilerde durumu nedir bilemem…
O dönemlerde de hayatımızda iki çeşit at vardı: İlki club içerisindeki bakımlı ve eğitimli atlar. İkincisi ise ormanda pikniğe gittiğimizde sevdiğimiz, dokunduğumuz bazen de bindiğimiz özgür atlar.
Medeniyeti hayatımıza getiren atlarla bağlarımız zaten çok eskiye dayanır. Özellikle Türkler için kutsal bir hayvan nedir deseler eminim ki çoğunluk at sırtında zafer kazanan , bebeğini kağnı da taşıyan, ticaretini yapan ve bugünler de spor ve terapi merkezlerinde kullanılan atları söyler.
Diziye gelince; At biniciliği ile stratejiyi, zarafet ile adrenalini bir araya getiren spor: POLO
2024 USPA Gold Cup Turnuvası’nda başlayan ilk bölümle bilgi edinmeye başlıyoruz.
The Gauntlet of Polo; Amerika’da düzenlenen üç büyük turnuva:
CV WHITNEY CUP, GOLD CUP, U.S. OPEN (AMERİKA AÇIK)
ABD Açık her zaman peşinde en çok koşulan kupa olarak karşımıza çıkıyor. Üç turnuva arka arkaya oynanıyor ve genellikle ABD Açık zaferine yönelik ayarlama yapılıyor. Dizinin ilk sorusu: Nasıl kazanılır?
Polo sporunda her takımın dört oyuncusu vardır ve at sırtındalardır. Maçın oynandığı alan dokuz futbol sahası büyüklüğündedir. Oyunun amacı topu kale direklerinden geçirmektir. Kale direkleri arası 730 cm’dir. File yoktur, top havadan atılabilir. Direklerden geçmesi yeterlidir. Her polo devresine ‘‘Chukker’’ denir. Maçlar 6 adet chukker’ dan oluşur. Her biri 7,5 dakika sürer. F1’deki pit stop gibi maç oynanırken at değişir. Atın hali kalmayınca kenara gelinir, yeni bir atla devam edilir, maç durmaz. Atın gücünü toplaması amaçlanır sonra yine iyi bir ata binip çekişme devam eder. Bazı beraberliklerde bir penaltı ile sonuç değişebilir.
Hindistan’da babasının atlarla hikayesi başlayan 22 yaşındaki Timmy’nin mücadelesi ile ilk bölüme merhaba derken; baskıların, kazanmanın ve kaybetmenin yanında bir geleceği polo üzerinden inşa etmeye çalışan genç bir delikanlı izliyoruz.
Diğer yandan küçük yaşta başlanan polo oyununa 40 yaşında başlayan golfçü bir babaya sahip, beş milyon dolar harcayarak hayallerindeki evi satarak sezona katılan bir çiftin hikayesine tanık oluyoruz.
Hikayeler bu şekilde ilerlerken Polo’ da şunu fark ediyoruz:
Bu sadece bir spor değil, birçoğu için yaşam biçimi.
Eğer sizde atları seviyorsanız, golf kültürüne yakınsanız, elit bir sporun perde arkasını merak ediyorsanız ve belgesellerdeki gerçek duyguyu yakalamak istiyorsanız Netflix’te bu yapımı izleyebilirsiniz.
Yorumlar
Kalan Karakter: