Son günlerde kanatlı et sektörüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar ve ardından gelen tartışmalar, kamuoyunun dikkatini tavuk etine ve gıda fiyatlarına çevirdi. Ancak meseleye yalnızca birkaç firmanın ya da birkaç ürünün fiyat politikası olarak bakmak eksik bir değerlendirme olur. Çünkü burada konuştuğumuz konu yalnızca tavuk değil; Türkiye'nin üretim gücü, gıda güvenliği ve gastronomi geleceğidir.
Bir gastronomi araştırmacısı ve mutfak profesyoneli olarak yıllardır savunduğum bir gerçek vardır: Güçlü mutfaklar, güçlü üretim sistemlerinin üzerine kurulur.
Bugün dünyanın saygı duyduğu Fransız, İtalyan, İspanyol veya Japon mutfaklarının arkasında yalnızca yetenekli şefler yoktur. O ülkelerin çiftçileri, hayvancılık işletmeleri, gıda sanayileri, kooperatifleri, lojistik ağları ve ihracat politikaları vardır. Gastronomi yalnızca sofrada değil; tarlada, çiftlikte, fabrikada ve limanda başlar.
Elbette piyasa düzeninin korunması, rekabetin sağlanması ve tüketicinin korunması devletin asli görevlerinden biridir. Hukuk işlemeli, denetimler yapılmalı ve yanlış yapanlar hukuk önünde hesap vermelidir. Buna hiç kimsenin itirazı olamaz.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir denge bulunmaktadır.
Bir sektör içerisinde yaşanan olumsuzluklardan hareketle tüm üretim zincirinin zan altında bırakılması, yatırım yapan işletmelerin, üreticilerin ve çalışanların motivasyonunu zedeleyebilir. Oysa Türkiye'nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey daha fazla üretim, daha fazla yatırım ve daha fazla ihracattır.
Gıda sektörü sıradan bir sektör değildir.
Bu sektör; milyonlarca çiftçinin, yetiştiricinin, mühendisinin, veteriner hekimin, aşçının, lojistik çalışanının ve sanayicinin ortak emeğiyle ayakta duran stratejik bir alandır. Gıda üretimi yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda milli güvenlik meselesidir.
Bugün dünya nüfusu hızla artarken ülkeler artık yalnızca enerji ve savunma alanlarında değil, gıda alanında da rekabet etmektedir. Yakın gelecekte en büyük güçlerden biri; sürdürülebilir üretim yapabilen, kendi halkını besleyebilen ve dünya pazarlarına ürün satabilen ülkeler olacaktır.
Türkiye bu noktada büyük bir avantaja sahiptir.
Verimli toprakları, güçlü tarımsal potansiyeli, gelişmiş gıda sanayisi ve zengin gastronomi kültürüyle Türkiye, dünyanın önemli gıda ve gastronomi merkezlerinden biri olmaya adaydır. Ancak bunun için yalnızca denetim değil; üretimi teşvik eden politikalar da gereklidir.
Bugün üreticinin daha düşük maliyetle üretim yapabilmesi için enerji, yem, lojistik ve finansman desteklerinin artırılması gerekir. Tarım ve hayvancılık yatırımlarının önünün açılması gerekir. Gıda sanayisine yönelik teknoloji yatırımları teşvik edilmelidir. Gastronomi sektörünün ihtiyaç duyduğu kaliteli ve sürdürülebilir ham madde üretimi stratejik bir devlet politikası hâline getirilmelidir.
Aynı şekilde gastronomi ihracatına da yeni bir perspektifle yaklaşmalıyız.
Türkiye yalnızca tavuk, et, süt veya tarım ürünü ihraç eden bir ülke olmamalıdır. Türk mutfağının ürünlerini, reçetelerini, markalarını ve gastronomik değerlerini de dünyaya ihraç etmelidir. Çünkü gastronomi artık yalnızca bir mutfak meselesi değil; aynı zamanda turizm, kültür ve ekonomi meselesidir.
Bugün dünyanın birçok ülkesi gastronomiyi milyarlarca dolarlık bir ekonomik güç olarak kullanmaktadır. Türkiye de sahip olduğu eşsiz mutfak mirasını üretim gücüyle birleştirerek çok daha büyük bir ihracat hacmine ulaşabilir.
Unutulmamalıdır ki bir fabrikanın bacasının tütmesi, yalnızca bir işletmenin kazanması anlamına gelmez. O bacadan çıkan üretim; istihdam demektir, ihracat demektir, vergi geliri demektir, çiftçinin ürünü demektir ve sofralara ulaşan gıda demektir.
Bu nedenle Türkiye'nin geleceği için ihtiyacımız olan şey; üretimi baskılayan değil, denetlerken güçlendiren bir anlayıştır.
Hukuk işlesin.
Rekabet korunsun.
Tüketici korunsun.
Ancak üretici de korunsun.
Çünkü güçlü gastronomi ancak güçlü üretimle mümkündür.
Türkiye Yüzyılı'nın sofraları; korkuyla değil, güvenle üretim yapan çiftçiler, sanayiciler, yatırımcılar, aşçılar ve girişimciler tarafından kurulacaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: