Türk futbolunda her sezon başında yaşanan o pembe rüyalar, nedense birkaç ay içinde yerini kapkaranlık bir kabusa bırakıyor. Milyon eurolar havada uçuşuyor, havalimanlarında meşalelerle karşılanan isimler "kurtarıcı" ilan ediliyor. Ancak imza kurumadan acı gerçekle yüzleşiyoruz: Parayı aidiyetin önüne koyan futbolcu ve o futbolcuyu futbolu bilmeden transfer eden yönetim zafiyeti.
Parayı Veren Düdüğü Çalıyor mu?
Süper Lig’de bütçeniz ne kadar büyük olursa olsun, sahaya çıkan futbolcunun kalbinde o armanın bir karşılığı yoksa, elinizdeki tek şey pahalı bir "yükten" ibarettir. "Para varsa oynarım, yoksa idmana bile çıkmam" mantığıyla hareket eden oyuncu tipi, sadece kulübü zarara uğratmakla kalmıyor; aynı zamanda saha kenarında saç baş yolan teknik adamın da sonunu hazırlıyor.
Bir yanda alın teri döken genç yetenekler, diğer yanda "takılan", sakatlık bahanesiyle antrenmandan kaçan ve disiplini bozan sözde yıldızlar... Bu durum, teknik direktörler için tam bir yönetim kabusuna dönüşüyor.
Neden Hep Fatura Antrenöre Kesilir?
Sistemin en çarpık noktası tam burada devreye giriyor. Kulüp, verim alamadığı, takımı sabote eden veya aidiyet hissetmeyen futbolcuyu yüksek kontrat bedelleri nedeniyle kapının önüne koyamıyor. Hukuki ve mali bariyerlere çarpan yönetimler, en "kolay" yolu seçiyor: Antrenörün sözleşmesini feshetmek.
"Futbolcu değişmiyorsa, hocayı değiştirelim."
Bu sığ bakış açısı, Türk futbolunu bir antrenör öğütme makinesine çevirdi. Gelen yeni hoca ise aynı "küskün" veya "yetersiz" kadroyla mucize yaratması beklenen bir başka kurban oluyor. Oysa sorun taktikten ziyade, o formanın ağırlığını hissedemeyen oyuncu grubunun profesyonellikten uzak tavrıdır.
Sistem Değişmeli, Zihniyet Yenilenmeli
Artık kabul etmeliyiz ki; futbol sadece transfer yapmak değil, doğru karakteri kulübe kazandırmaktır. Futboldan anlamayan yöneticilerin "popülist" hamlelerle aldığı her yetersiz futbolcu, kulübün geleceğine vurulan bir prangadır.
Eğer bu sistem düzelecekse;
Sözleşmelere performans ve disiplin dayalı ağır yaptırımlar eklenmeli,
Yönetimler, futbolcuların kaprisine karşı antrenörün arkasında kale gibi durmalı,
Ve en önemlisi, aidiyet duygusu olmayan oyuncuya kapı, ne kadar yetenekli olursa olsun, daha en baştan kapatılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki; para futbolcuyu sahaya çıkarabilir ama sadece arma aşkı ve profesyonel ahlak o futbolcuya maç kazandırır.
Teknik direktörler hata yapabilir. Yanlış tercihlerde bulunabilir. Ancak her başarısızlığın tek adresi onlar değildir. Futbol kolektif bir oyundur; yönetimiyle, futbolcusuyla, teknik heyetiyle bir bütündür. Antrenörleri kurban seçip sistemi halı altına süpürme devri artık kapanmalıdır.
Esen Kalın Sporla Kalin

Yorumlar
Kalan Karakter: