Müziğin dili, tarzı, ülkesi ne olursa olsun bir eser beğeneni de olabilir beğenmeyeni de. Ama yanlış olamaz, hatalı olamaz… Olmamalı.
Zaman içinde bazı müzik türleri toplumun geniş kesimlerince daha çok ilgi görmüş, bazıları ise unutulmaya yüz tutmuştur. Ancak hiçbir dönemde, anatomik yapısı ele alındığında solistin sesi ya da orkestrada kullanılan enstrümanların hatalı icrasına izin verilmemiştir.
Bir solist için en önemli şey, eserin yazıldığı dilin doğru telaffuzudur. Prozodiye dikkat etmek, hecelemeyi kusursuz yapmak, her harfin hakkını vermek… Türk halk müziği ise bu noktada ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Çünkü türkü hangi yöreye aitse, o yörenin şivesiyle okunur. Solistler, yöre halkının sesini birebir taklit edebilmek için emek harcarlar.
Yüzyıllar boyunca kurallara titizlikle uyulmuşken bugün geldiğimiz noktada, özellikle solist icralarında hatalı kayıtların yapıldığını görmek üzücü. Peki üzülmek bir işe yarıyor mu? Hayır. Kimsenin umurunda mı? Hayır. Yanlış da olsa ilgi görüyor mu? Evet. Okuyan da pazarlayan da memnun, dinleyeni çok, para oluk oluk akıyor.
“Prozodiymiş, telaffuzmuş, yanlış notaymış, kaba şiveymiş…” Kimin umurunda? Varsa para, yoksa para. Dinleyen memnun mu? Çok. E daha ne?
Sanatmış, yaratıcılıkmış, tarihe eser bırakmakmış, torunlarımıza örnek olmakmış… Bunlar artık geçerli değil. Çünkü sanat geçindirmiyor. “Doğru” dediğimiz şey de tartışmalı hale geldi. Kime göre, neye göre doğru?
Atalarımızın “Alan razı, veren razı” sözü bugün adeta bir kılıf. Beatles’ın Imagine’ını, Queen’in Bohemian Rhapsody’sini düşünün… Sonra vazgeçin. Çünkü hiçbir şey değişmeyecek.
Biz yine Sting’i, Pink Floyd’u, “Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul”u, “İspanyol Meyhanesi”ni, “Yalnızlık Senfonisi”ni dinleyelim. Ruhumuzu şımartalım. Ama bunları söylediğimizde “eski kafalı” oluyoruz. Rap’i anlamıyor oluyoruz. Haklı onlar yani, haksız olan biziz.
Ah Elvis Presley… Ah İnci Çayırlı… Ah Michael Jackson… Nerdesiniz?
Ez cümle: Satışı da düşünelim, beğenilmeyi de. Elbette kazanç da olsun. Ama kalite de olsun, sanat da olsun. Müzik sıfır hata ile icra edilsin. Önemli olan, paraya giden her yolun mübah olduğu otobüse binmek değil; doğruya, güzele, ileriye giden yolu bulmaktır.
Can Yücel’in dizeleriyle bitirelim:
Sen aslında çirkin değilsin
Çirkin görünmek istiyorsun
Güzelliği tarif için.
Yorumlar
Kalan Karakter: