. Bu tehdidin en doğrudan, ölçülebilir ve ölümcül yansımalarından biri aşırı sıcaklıklardır. 1950’li yıllardan bu yana sıcak hava dalgalarının sıklığı, şiddeti ve süresinde belirgin bir artışlar gözlenmiştir. Büyük ölçüde insan kaynaklı iklim değişikliğiyle ilişkili bu eğilim, ne yazık ki 21. yüzyıl boyunca da daha da hızlanacağı öngörülmektedir.
Küresel ölçekte yapılan değerlendirmeler, sorunun ulaştığı boyutu çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Global Burden of Disease 2023 verilerine göre, yalnızca yüksek sıcaklıklar nedeniyle dünya genelinde yaklaşık 17,5 milyon sağlıklı yaşam yılı kaybedilmektedir.
Daha dikkat çekici olanı ise, bu yükün coğrafi dağılımıdır: Türkiye’nin de içinde yer aldığı Avrupa, günümüzde dünyanın en hızlı ısınan kıtası konumuna yükselmiştir. Yaklaşık yirmi yıldır uygulamada olan sıcaklık-sağlık eylem planlarına rağmen, yalnızca 2022 yazında aşırı sıcaklara bağlı nedenlerden dolayı 60.000’in üzerinde insan yaşamını yitirmiştir.
Bu veriler, mevcut önlemlerin etkisinin sınırlı kaldığını ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının giderek derinleşen, süreklilik kazanan bir halk sağlığı krizine dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
Sıcaklıkla ilişkili hastalık yükünün önemli bir bölümü kalp-damar kökenlidir. Aşırı sıcaklık olaylarının erken döneminde solunum sistemi kaynaklı ölümler daha belirgin görünse de, kalp-damar hastalıkları tüm coğrafyalarda hem hastalık yükünün (morbidite) hem de ölüm oranlarının (mortalite) başlıca belirleyicilerinden biridir.
Yapılan geniş ölçekli analizlerde, yerel eşik değerlerin üzerindeki her 1°C’lik sıcaklık artışın, tüm nedenlere bağlı kalp-damar hatalıkları ile ilişkili ölümlerde (mortalitede) %2,1’lik bir artışa neden olduğu gösterilmiştir. Bu artışın inme için %3,8’e, kalp krizi ve öncül tablolar (akut koroner sendrom) için ise %3,5’e kadar yükseldiği bildirilmektedir. Isı maruziyeti ayrıca kalp ritim bozukluğu, hastane dışında meydana gelen ölümcül kalp durması ve ölümle sonuçlanmayan kalp krizi riskini de artırmaktadır.
Peki neden?
Çünkü insan vücudu sıcakla baş edebilmek için ciddi bir fizyolojik bedel ödüyor. Damarlar genişliyor, kan periferde toplanıyor, kalp daha hızlı ve daha güçlü çalışmak zorunda kalıyor. Bu da özellikle altta yatan kalp hastalığı olan bireylerde oksijen arz-talep dengesini bozarak kalp krizi ve öncül tablolara (akut koroner sendromu), hatta şoka kadar uzanan bir süreci tetikleyebiliyor.
Diğer yandan terleme ile kaybedilen sıvı yeterince yerine konmazsa tablo daha da ağırlaşıyor. Dolaşımdaki hacim azalıyor, kalp üzerindeki yük artıyor. Böbrekler, bağırsaklar ve diğer organlar bu durumdan payını alıyor. Sonuç: çoklu organ hasarına kadar gidebilen bir zincirleme reaksiyon.
Bunlara ek olarak yaygın inflamasyon, kanın koyulaşması (viskozitenin artması) ve pıhtılaşmaya yatkın bir durum da cabası…
Isı stresi, ilaçların vücutta etkisini (farmakodinamiğini) de değiştirebilir. Yakın tarihli bir çalışmada, sıcak günlerde kan sulandırıcı (trombosit önleyici) ilaçlar veya kalp hızını - kalp yükünü azaltan ilaçlar (beta-bloker) kullanan bireylerde ölümcül olmayan kalp krizi riskinin anlamlı derecede arttığı, birlikte kullanımda bu riskin %75’e kadar yükseldiği gösterilmiştir. Bu etkinin 25–59 yaş grubunda daha belirgin olması, ısıya karşı artmış hassasiyetin yalnızca yaşlılarla sınırlı olmadığını göstermektedir.
Sorun sadece fizyolojiyle de sınırlı değil!
Sıcaklık, hava kirliliği ile birleştiğinde etkisini katlıyor. Yapılan araştırmalar, sıcak havalarda görülen kalp-damar ve solunum sistemi ölümlerinin; ince partikül madde (PM2.5), azot dioksit ve ozon düzeyleri yükseldikçe belirgin biçimde arttığını göstermektedir.
Fizyolojik olarak bu durum şaşırtıcı değildir: Hem sıcaklık hem de hava kirliliği damar iç yüzeyini bozar, oksidatif stres oluşturur ve vücutta yaygın inflamasyonu tetikler. Isı, ozon oluşumunu artırarak kirleticilerin toksisitesini yükseltebilir; kirleticiler ise vücudun ısıyı düzenleme mekanizmasını bozarak kalp-damar sistemi dengesi için tehlikeli bir geri besleme döngüsü oluşturur. Ortaya çıkan tablo, kalp için adeta “çifte darbe”.
Üstelik aşırı sıcaklar tüm popülasyonları eşit etkilemez; aksine mevcut sosyal kırılganlıklarla etkileşime girer.
Düşük sosyoekonomik düzeye sahip bireyler, sağlık hizmetlerine sınırlı erişimi olanlar, etnik veya sosyal olarak marjinalize edilmiş gruplar ve kötü konut koşullarında yaşayanlar hem daha fazla maruz kalır hem de uyum sağlama kapasiteleri daha düşüktür. Bu bireylerin yaşadığı bölgelerde genellikle daha az yeşil alan, daha yoğun trafik, daha fazla hava kirliliği ve daha belirgin kentsel ısı adası etkisi bulunur. Bu örtüşen maruziyetler, iklim değişikliğinin tek başına etki göstermediğini; hava kirliliği, gürültü ve kötü konut koşulları gibi diğer çevresel riskleri artırarak kalp-damar duyarlılığı yükselttiğini ortaya koymaktadır.
Bir başka önemli ama çoğu zaman göz ardı edilen faktör ise gece sıcaklıkları!
Gece yeterli soğumanın sağlanamaması, hassas bireylerde kalp-damar sistemi üzerinde sürekli bir stres yaratır. Bu da özellikle kırılgan hastalarda riskin katlanmasına neden olur. Aşırı sıcaklıkların ötesinde, sıcaklık değişkenliği de risklidir. Ani sıcaklık artışlarının aynı gün kalp krizi başvurularını artırdığı, ani düşüşlerin ise 2–3 gün sonra riski yükselttiği gösterilmiştir. Sıcaklığa bağlı ölümlerdeki artışın hastane başvurularındaki artışının üzerine çıkması, birçok kalp-damar sistemi ile ilgili olayın hastane dışında ve tıbbi müdahale sağlanamadan gerçekleştiğini düşündürmektedir.
Peki ya gelecek? Gelecek daha sıcak, daha ölümcül ve daha endişe verici!
Bu yüzyıl içinde Avrupa’da ve Ülkemizde iklim değişikliğine bağlı yüz binlerce, hatta milyonlarca ölüm bekleniyor. Üstelik sıcaklığa bağlı ölümlerdeki artış, soğuğa bağlı ölümlerdeki azalmayı açık ara ile geride bırakıyor.
Bu tablo karşısında yapılacaklar aslında belli: Şehirleri yeniden tasarlamak!
Kentsel planlamada yeşil ve su alanlarının artırılması, ısıyı yansıtıcı yüzeylerin kullanılması ve kentsel ısı adası etkisinin azaltılması gibi uygulamalar, sıcaklıkları düşürerek özellikle kırılgan grupları koruyabilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün temel bileşenlerine uygun şekilde uygulanan sıcaklık-sağlık eylem planlarının ölümleri azalttığı gösterilmiştir. Bu planların başarısı güçlü yönetişim, erken uyarı sistemleri, etkili iletişim, risk altındaki grupların hedeflenmesi ve dayanıklı sağlık sistemlerine bağlıdır.
Ama belki de en kritik rol biz hekimlere düşüyor.
Artık hastalarımıza yalnızca kolesterolü, tansiyonu anlatmak yetmez.
İklim değişikliği, özellikle kalp-damar hastalıkları riski yüksek hastalarla yapılan rutin klinik görüşmelerin bir parçası haline gelmelidir.
Sıcak havada nasıl davranmaları gerektiğini, ne kadar sıvı tüketmeleri gerektiğini, hangi saatlerde dışarı çıkmamaları gerektiğini de anlatmalıyız. Kullandıkları ilaçların sıcakla etkileşimini göz önünde bulundurmalıyız. Erken uyarı belirtilerinin tanınması konusunda verilecek danışmanlık hayati önem taşıyabilir (Yazımızın sonunda sıcak ve nemli havalarda kalp sağlığınızı koruma rehberini bulabilirsiniz).
Ayrıca hekimler toplumda yüksek güvenilirliğe sahiptir; bu nedenle iklim eylemi ve çevresel koruma çağrıları politika değişimlerini hızlandırabilir.
Çünkü iklim değişikliği artık soyut bir çevre meselesi değil.
Her sıcak hava dalgası, kalp için yeni bir stres testi.
Ve bu test, giderek daha fazla insan için başarısızlıkla sonuçlanıyor.
SICAK VE NEMLİ HAVALARDA KALP SAĞLIĞINIZI KORUMA REHBERİ
Sıcak ve nemli hava, özellikle kalp ve damar hastalığı olan bireylerde vücudu zorlayabilir. Aşağıdaki öneriler, bu dönemi daha güvenli geçirmenize yardımcı olmak için hazırlanmıştır.
Günlük sıvı alımı
- Susamayı beklemeden düzenli su içiniz.
- Sıvı alımınızı gün içine yayın.
- Aşırı çay, kahve, gazlı içecekler ve alkol tüketiminden kaçınınız.
Giyim önerileri
- Açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih ediniz.
- Sentetik ve teri tutan kıyafetlerden kaçınınız.
- Güneş altında şapka ve güneş gözlüğü kullanınız.
Günün uygun saatleri
- 11:00–16:00 saatleri arasında mümkünse dışarı çıkmayınız.
- Egzersiz ve fiziksel aktivitelerinizi akşam saatlerinde planlayınız.
Ev ve ortam sıcaklığı
- Perdeleri kapatarak güneş ışığını azaltınız.
- Klima veya vantilatör kullanınız (tercihen 24–26°C).
- Akşam saatlerinde ortamı havalandırınız.
Vücut ısısını azaltma yöntemleri
- Ilık duş alınız.
- Ense, bilek ve koltuk altı bölgelerinizi serin su ile rahatlatınız.
- Gerekirse nemli bez uygulayınız.
Beslenme
- Ağır, yağlı ve büyük öğünlerden kaçınınız.
- Daha hafif tercih ediniz.
- Su oranı yüksek gıdalar (sebze, meyve) tüketiniz.
İlaç kullanan hastalar için önemli uyarı
- Tansiyon ve idrar söktürücü ilaçlar sıcak havada etkilerini değiştirebilir.
- Baş dönmesi, halsizlik veya tansiyon düşüklüğü olursa doktorunuza başvurunuz.
- İlaç düzeninizin yaz aylarına uygunluğu için hekiminizle görüşünüz.
Kalp hastaları için özel dikkat
- Kalp yetmezliği, kalp ritim bozukluğu, yüksek kan basıncı, pulmoner hipertansiyon ve koroner arter hastalığı olan bireyler kendilerini daha yakından takip etmelidir.
- Ani kilo değişimi, nefes darlığı veya çarpıntı durumlarında sağlık kuruluşuna başvurunuz.
Unutmayınız:
Sıcak havalarda alınan basit önlemler, kalp sağlığınız için büyük koruma sağlar.
Yorumlar
Kalan Karakter: