Bir şarkının yarım asır sonra gündeme oturması, aslında toplumun değerlerindeki gecikmiş farkındalığın da bir yansımasıdır.
Akıl var, mantık var kardeşim… Bir şarkı piyasaya çıktıktan sonra kimsenin diline düşmeyip tam 49 yıl sonra gündeme gelir mi? Gelirse bu normal midir? Ortada bir sorun yok mudur yani?
Dağıtımında bir talihsizlik mi oldu? Yoo.
Türkçe değildi de ondan mı acaba? Yooo.
Solist iyi okuyamamış mıydı da yıllar sonra başka solist mi okudu? Yoo.
Solist aynı, kayıt aynı, orijinal kayıt yani.
Eee? Peki neydi sorun?
Sözler aynı, notalar aynı, alt yapı aynı, solist aynı, dinleyenler aynı… Neymiş, bir dizide kullanılmış. Oradan patlamış. Ha yani dizide çalınmasa yine patlamayacak öyle mi?
Tabii ki…
Güler misin, ağlar mısın?
Sevgili Neco, Türk pop müziğinin en önemli solistlerinden biridir. Mükemmel bir yorumcudur. Şarkısının yıllarca ilgi görmemesine mi üzülsün, yoksa yıllar sonra patlayıp birden değer görmesine mi sevinsin? Kim bilir daha kaç şarkısı vardır; eğer bir dizide kullanılsa “Seni Bana Katsam” gibi patlayacak!
Demek ki kimse “Şarkım niye beğenilmedi?” diye üzülmemeli. Öyle ya, 100 yıl sonra bile her şey tersine dönebiliyormuş. Bir anda Ajda Pekkan başta olmak üzere birçok solist konser repertuarına alıp canlı canlı söylemeye başladı şarkıyı. Hatta sevgili Deniz Seki elini çabuk tutup ışık hızıyla yeniden okuyup piyasaya sürdü bile, cover olarak.
Eski dünyadan eser kalmadı…
Ne yana baksan bir hayret, bir akıl tutulması. Şaşkın bir dönem yaşıyor evren aslında. Tek şaşkınlık bir şarkının 49 yıl sonra patlaması olsa iyi… Devletler, ülkeler, rejimler, sınırlar, iyilikler, kötülükler, haklar, haksızlıklar, vicdan, merhamet, insaf, sağduyu, erdem, onur… Hepsi sorgulanır hale geldi.
Doğru bile “Neye göre, kime göre?” diye tartışılır oldu. Yedi kere sekizin elli altı ettiği bile, utanmasalar “Bana göre altmış altı ediyor kardeşim, sana ne!” denecek kadar absürtleşti insan denen yaratık.
Sahi, doğru neydi?
İyi neydi?
Güzel neydi?
Her gün bir şeyle alabora olmaktan, yanı başımızda binlerce çocuğa zulmedilip vahşice katledilirken normal hayatımıza devam eden canlı şekline dönüşmekten, bütün güzellikleri toprağa gömmekten… Onca bozulan değer yargılarımıza ve bir bir harakiri yapan duygularımıza el sallayıp uğurlamanın verdiği acizliğin yanında bir şarkının 49 yıl gecikmesinin lafı bile olmaz elbet.
Her ne kadar “İlahi adalet er geç yerini bulur” gibi çokça kullanılan bir cümleyi yadsımasak da, “Geç gelen adalet adalet değildir” diye içimize su serpen sözlerin hâlâ kullanımda olması da bir teselli görevi görüyor doğrusu.
Her şerde bir hayır vardır misali, bu yarım asırlık gecikmeye üzülsek de bize sevgili Neco’muzu tekrardan hatırlatması oldukça sevindirici oldu.
Aslında Neco gibi o kadar kıymetli sanatçılarımız var ki (çoğu hâlâ hayatta)… Lütfen onları da tekrar hatırlamak için 49’ar yıl beklemeyelim. Yaşarken bilelim kıymetlerini, yüzlerine söyleyelim hak ettikleri övgüleri, arkalarından değil.
Sanatçılarımızın kişiliğinde; insanı insan yapan değerlerimizi tekrardan kazanmak, yanı başımızda yaşanan acılara sahip çıkmak ve bir çocuğun gözünden akan yaşı silmek için kolları sıvamak… Dünyayı tekrar yaşanılası bir yer haline getirmek için gerekli hassasiyeti göstermek dileğiyle.
Yorumlar
Kalan Karakter: