Bir yapay zekadır gidiyor… Her yenilikte olduğu gibi önce hep birlikte üzerine çullandık. Sonra ufak ufak anlamaya, milim milim yaklaşmaya ve faydalı yönlerini görebilmeye başladık. İşimizi mi kaybediyoruz? Eyvah, ne olacak şimdi? “Onu da mı yapıyormuş? Hem de kusursuz!” diye şaşırdık. Endişe dönemini gün be gün atlatarak, yerine oturmayan taşları zaman içinde bilgilendikçe yerine oturtmaya başladık.
Aslında olumlu yanlarını görecek şekilde baktığımızda, yapay zekanın yaptığımız işi elimizden almak değil; tam aksine kolaylaştırmak ve ufkumuzu açmak adına birbirinden güzel imkânları önümüze serdiğini fark ediyoruz. Hoş, bizim eski tüfek bilgisayarlarımız da bir nevi yapay zekâ değil miydi? Onlar da bize sundukları kolaylıklarla, önceleri tıpkı yapay zekâda olduğu gibi reddedilmedi mi? Edildi. “Ha bilgisayardan mı aldın, ben de kendin yaptın zannetmiştim” diyerek bilgisayardan faydalanarak yaptığımız işleri küçümseyenler olmadı mı? Oldu. Ama zaman içinde bilgisayar da legal olarak hayatımızdaki yerini aldı. Yapay zekânın da akış içinde göreceği kabul gibi.
Geçmiş yıllarda şarkılar hücum kayıt şeklinde canlı yapılırdı. Stüdyoda mikrofonda şarkıcı, arkasında eşlik eden tüm enstrümancılar, önlerinde notalarıyla hep birlikte çalar ve söylerdi. Kayıt bu şekilde tamamlanırdı. Şimdilerin deyimiyle organikti yani her şey. Sonra bilgisayar çıktı; şarkıların altyapısı ya da aranjesi önce bilgisayardan yapıldı. Ardından tek tek kemanların, davulların, gitarların kaydı derken sıra ile bütün enstrümanların canlı kaydı yapıldı. Zamanla bilgisayarın çıkmasıyla birlikte bu canlı enstrümanların bazıları doğrudan bilgisayar marifetiyle yer aldı altyapıda. Giderek canlı enstrüman kaydı azaldı, tek enstrümana kadar düştü. Öyle bir an geldi ki bütün şarkı bilgisayar marifetiyle tamamlanabiliyordu. Bu yapaylık tam anlamıyla kabul görmeye başlamıştı. Özellikle pop şarkıların çoğu bu şekilde hazırlanır olmuştu.
Ve nihayet tam bu noktada yapay zekâ peydah oldu. Halbuki biz zaten bilgisayardan kullandığımız seslerle mutlu mesut yolumuza devam ediyorduk. Çok da bir şey değişmemişti aslında. Kuşbakışı biraz yüksekten aşağı doğru baktığımızda gayet net görünüyordu her şey. “Aaa bu bilgisayar mı?” sorusunun yerini “Aaa bu yapay zekâ mı?” aldı.
Bir şarkının sözleri ve bestesi yapılıyor, notaları yazılıyor ve bir aranjöre verilerek demo haline getiriliyordu. Üzerine de bir soliste okutuluyordu. Şimdi aynı şarkının sözünü ve müziğini yazıp kendi sesinizle okuyup yapay zekâya yükleyerek aranjesini yaptırabiliyorsunuz. Şarkınızın hiçbir sözü ve notası değişmiyor. “Bir de solist okusun” diyorsunuz, yapay zekâ sayesinde solist arama, stüdyoda buluşma derdi olmadan okumayı da yapıyor. Daha önce aylar süren bu demo işi yapay zekâ sayesinde artık çok kısa bir sürede tamamlanıyor. Ve demonuzu bu şekilde istediğiniz soliste dinletebiliyorsunuz. Solist beğenirse yeniden aranje yaptırıp kendisi de stüdyoda okumasını tamamlıyor. İşte size yapay zekânın bir faydası.
Karalamadan önce “Nasıl faydalanabiliriz, işimizin neresinde bize yardım eder?” sorusundan yola çıkıp hayatı kolaylaştıran yönünü uygulama rutinimize almanın yollarını aramakta fayda var. Deveye demişler: “Boynun neden eğri?” O da demiş: “Nerem düzgün ki?” O hesap…
O nedenle selam sana yapay zekâ. Faydasıyla, zararıyla; eğrisiyle, doğrusu; eksiğiyle, fazlasıyla; kaidesi ve kuralıyla hayatımıza hoş geldin.
Yorumlar
Kalan Karakter: