Daha ergenliğimin ortalarındayken hatırlarım İran Dini Lideri Humeyni ABD için “Büyük Şeytan” benzetmesi yapıyor, ABD Başkanı Ronald Reagan “Sensin O, taam mı?” tarzı yanıt veriyordu. Şimdi, günümüzde, Panama baskının yıl dönümünde, Venezüella’da yaşananlar üzerinden baktığımızda bu benzetmeyi ABD bayraklı kostümlü Captain America’nın öz eleştiri olarak kullandığını görüyoruz.

ABD Hegemonyası ve Latin America
Uzun uzun tarihi bilgi vermeye niyetim yok onu belirterek başlayayım. Güney Amerika’nın bugünkü durumunu anlamak için kısaca geçmişe uğrayıp bir arkadaşa bakıp çıkacağız.
Efenim, bildiğiniz üzere Latin Amerika’ya bu “latin” tanımı uzun yıllar süren İspanyol ve hatta Portekiz sömürgesi olmasından dolayı yapılmış. Gel zaman git zaman Simon Bolivar komutasında başlayan büyük bir isyan dalgası sömürgecileri kovmuş, büyük bir devlet kurma hayalleri kuran komutan “küçük olsun benim olsun” diyen çıkarcı elitlerce sırtından vurulmuş, ortaya “ağalık” sisteminden bozma devletçikler çıkmış.
Bu coğrafyada devlet sistemi öyle oturmamış ki herkes herkesle savaşmış, dıj güçler müdahale ettikçe savaşlar, darbeler, istikrarsızlık ve sefaletler yaşanmış. Ve elbette ABD bu kafası karışık coğrafyayı kendi eliyle besleyip arada elediği vatan hainlerini kullanarak arka bahçesi gibi kullanmayı alışkanlık haline getirmiş.
Güney Amerika’da ABD’nin işgal ettiği devletler Küba, Dominik Cumhuriyeti, iç savaş çıkarttığı Haiti, Meksika, Nikaragua, Granada, Panama, darbe yaptırdıkları da Bolivya, Brezilya, Şili, Ekvador, Guatemala, Nikaragua, Haiti kayıtlarda yerini almış.
Son olarak da tanık olduğumuz üzere 1989 yılı Aralığında benzer olayların yaşandığı Panama’nın neredeyse yıl dönümünde, arka bahçedeki muz cumhuriyetine, 3 Ocak 2026 tarihli Venezüela’ya “uyuşturucu gerekçeli” baskın ve başkan aparılmasına tanık olduk. Hem de tıpkı öncülü gibi uluslararası yasalar çiğnenerek.
Captain America ve Demokrat Penceresinden Eleştiri
Daha önce defalarca söyledim tekrar edeyim: Marvel Comics Demokrat, DC Comics Cumhuriyetçidir.
İnanmayan Marvel Comics’in Obama ve Kamala’yı desteklemek için yaptıklarına baksın. Kara Panter filminin finalindeki “aptallar duvar yapar, akıllılar köprü” sözü gibi örneklere. Bir de Superman’in Reagan, Bush ve diğer Cumhuriyetçi başkanlardan emir aldığı maceralara…(Bulamazsanız bildirin ben bir gün buraya da yazarım onları.)
Veya açın Daredevil comics dizisinin 1990 yılı 283 ve 284. sayılarını bu söylediklerimin ispatını okuyun.
Ann Nocenti’nin kaleme aldığı hikâyenin splash page’inde ABD bayrağına sarılmış bir adamın çatıda durduğunu ve özetle “ABD duy beni, ben bir göçmenim, bir rüyam vardı, bir Amerikan rüyam, Berlin duvarı yıkıldı, bütün gözler sende, bana ne yaptığını biliyor musun?” demesinin ardından atlayıp intihar edişine tanık oluyoruz.
Bu hikâye Berlin duvarının yıkılmasının, Panama işgalinin, Körfez savaşının hemen sonrasında buluşuyor okurla. Sahi ne yapmış ABD adama?

Olayın öncesine atlıyor macera. Captain America sokakta yürürken bir gazete bayiinden gözüne takılan “Yeni Demokratlar” dergisini alıp öfkeyle incelemeye başlıyor ve “Ne yine mi? Uluslararası yasaları çiğneyerek uyuşturucu yalanına sığınıp Panama’yı işgal etmişiz. Latin America’yı neden rahat bırakmıyoruz? Ya, vatanım neden bir kez olsun doğru tarafta durmuyor? Her savaşın yanlış tarafında oluyoruz…” deyiveriyor.
Ve o ne? Bir sayfa sonra “petrolsüz” çalışan ve uçan bir arabanın mucidine rastlıyor. Mucidi tebrik ediyor. Tesadüf mü? Değil. Bu adam petrol karşıtlığından dolayı akıl hastası olarak yaftalanacak, yeşil kartı iptal edilecek, FBI tarafından taciz edilecek ve rüyasıyla veda ettirilerek intihara sürüklenecek özgür bir birey. En başta gördüğümüz adam…
Daredevil ile Captain America’nın adamı korumak üzere evinde nöbet tuttuklarını görüyoruz sonrasında. Adamı petrol lobisinden koruduklarını konuşurlar bu sırada. Zenginle yoksul arasındaki uçurumu, insan haklarını, ırkçılığı, sınıflar arasında yaşananları, eşit haklar mücadelesini ve eski demir perde ülkeleri bile değişirken ABD’nin hep geride kalışını konuşurlar.
Bu kadar mı? Dahası var: Kurucu değerleri, bu değerlerin şirket aristokrasisine kaptırılmasını ve bayrağın neyi temsil ettiğinden emin olmadıklarını, ülkenin artık rüyaları ezdiğini ve ilk ezilenlerin Kızılderili rüyalarının olduğunu da konuşurlar.
Derken birileri garaja saldırır. Çıkan arbedede araba parçalanır ve mucit bayrağa sarılıp kendini çatıdan atar. Ve UÇAR! Mucit rüyalarından vazgeçmek yerine icadını geliştirmiş bir tür rokete dönüştürmüştür. Captain America karamsarlığı bırakır, bayrağını kollarına alır ve mücadeleci gerçek vatanseverliği överek umuda sarılır.
Şu “Şeytan” Şeysi
284. sayıda boynuzlu, şeytansı kostümlü Daredevil iç hesaplaşma yaşarken bir önceki sayıda yer almayan ama ikilinin sohbetinin parçası olarak sunulan şöyle bir konuşmayı hatırlıyor:

Captain America “Bu bayrağı neden hala üstümde taşıyorum bilmiyorum. Temsil ettiğim ülke emperyal bir kâbus. Sen neden Şeytan kostümü giyiyorsun? Neyi temsil ediyorsun?”
Daredevil buna kendince bir açıklama buluyor. Ancak iki bölümün genel bağlamına bakınca Marvel Comics’in siyasi görüşünün yazar Ann Nocenti kaleminden nasıl da yansıdığını görmemek mümkün değil. Üstelik de 80’lerin en büyük hakareti “büyük şeytan” hala kulaklarda yankılanırken. Üstelik de 35 yıl sonra aynı ayak oyunu tekrarlanırken.

Yorumlar
Kalan Karakter: