İşte size “Zombi Dünyası Z” (World War Z) filminin kısa özeti: “Biz seçilmiş kişileriz, gerisi harcanabilir düşman yaratıklar sürüsü” görüşü İsrail halkının genişçe bir kesiminde kabul görmektedir. Kendilerine dünyadan izole bir ülke kurmaya çabaladıkları ve başta ABD olmak üzere güçlülerden yardım alarak dışarıda kalanlara uyguladıkları katliam, soykırım, işgal, çocuk cinayetleriyle bu görüşün peşinden gitmektedirler.
Doğrudan filmi konuşmadan önce iki durakta durmamız gerekecek. Bunlardan biri masalların ortaya çıkışından bu yana kabul gören “kötü çirkindir” anlayışı, diğeri çizgi romana uygulanan büyük sansürün gerekçesi.
Basmakalıp Bir Çirkin / Kötü Anlayışı
Eminim her yaştan bireye sorsak alacağımız yanıt aşağı yukarı aynı olur: Kötüler çirkindir. Eğer mecazlar söz konusuysa kötüler kurt, ejderha, yaratık, cadı, yılan, şeytansı tiplerdir. Gerçek insanlar söz konusuysa içlerindeki çirkinlik bedenlerine yansımıştır, hastalıklı, şişman, sivilceli, koca burunlu, şekilsiz kafalı, çarpık vücutludurlar çoğunlukla.
Öte yanda “İyiler”, hemen her zaman bu çirkinliklerden uzak mükemmel fizikleriyle şatolarının duvarlarının arkasında yaşar, cennet ülkelerini de oradan yönetir, dışarıdan gelecek canavar saldırılarına karşı da oradan savunurlar.
Çizgi Romanı Sansürleten Canavarlar
Tarihler 1950’leri gösterdiğinde ABD’de çizgi roman karşıtı bir hareket doğmuş, çizgi romanlar sokaklarda yakılmaya başlanmıştır. Siyasi erk o sıralar komünist avında olup tüm sanat âlemini zapturapt altına almaya çalıştığından her tür bahaneyi kullanma eğilimindedir.
Ve o bahane “çocukları koruma” kılıfıyla ortaya çıkar.
Asıl mesele ise EC Comics’in cephedeki ABD askerlerini stres ve özlem duyguları içinde ağlarken göstermesi, aldatılan ve mağdur duruma düşürülen bazı kişilerin canavar, kötülerin akça pakça ABD vatandaşı olarak gösterilmesidir. Bu yapı genel siyasi söylemle alışılmış kalıplara uymamıştır.
Böylece EC’nin anlatıcılarının cadı, mezarcı, biçimsiz tipler olması da etkili olmuş, korku, dehşet, şiddet, ölüm içeren çizgi romanlar hedef seçilerek içeriğinde bunları barındırmayanlar dâhil tüm sektöre sansür baskısı dayatılmıştır.
“World War Z” Roman
Max Brooks’un 2006 yılında yayınlanan kitabıdır ve 2003 yılındaki “Zombi Kıyametinde Hayatta Kalma Rehberi“ (The Zombie Survival Guide) kitabının devamıdır.
Brooks, Z’de ABD özelinde başlayan, İsrail’le genişleyen, dünyayı da kapsayan bir beceriksizlik, yozlaşmışlık, bencillik eleştirisi yapmakta olduğunu dile getirmektedir. Yazar dünyayı incelemiş, işlerin nasıl yürüdüğünü, kimlerin nasıl yönlendirdiğine bakmış, bunların sistemini çözmüş ve ifşa etmiş. Bunu da Zombi filmlerini sosyal çarpıklıkları eleştirmek için kullanan George A. Romero’nun izinden giderek yapmıştır.
Hikâyeye bakarsak; işte, Güney Kore’de başlayan bir zombi salgını tüm dünyaya yayılmaya başlar. ABD eksenli kurguda sağ kalanlar dünyadan kopuk alanlara taşınır. Hastalıklar konusunda uzman BM görevlisi kahraman hastalıklarla ilgili çalışmalar yapan konumlara yolculuk eder. Yolu İsrail’e de düşer. Dev duvarların arkasına sığınılarak korunmaya çalışılan bu ülke mücadeleyi kaybeder. Ancak yine de İsrail ordusu mensubu bir kadın askerle ABD’li BM görevlisinin Dünya Sağlık Örgütü’nü de arkalarına alarak olayı çözer, dünyayı canavarlaşmaktan kurtarıverirler.
Brooks yer yer sistem eleştirisi yapmış olsa da olası krizden çıkışı iki ülkenin iş birliğine dayandırması tartışılması gereken bir gerçeği de vurguluyor gibidir.
Bu arada yazarın “Zombi Kıyametinde Hayatta Kalma Rehberi“ kitabının büyük bir öngörü barındırdığını da unutmadan eklemek gerek. Babası Mel Brooks muzipliğini barındıran eserde Zombi salgını Çin’de başlıyor. Sonrasında Zombi hastalığı bir tür virüsten kaynaklı gösterildiğinden… Bilmem tanıdık geldi mi?
İsrail, Duvar, Canavarlar
2013 yılında çekilen filmin yapımcısı Brad Pitt’in yönetmeni Mark Forster. Film, romana sadık kalarak ilerliyor ve birçok yorumcuya göre ABD-İsrail ilişkisini olumlayarak propagandası amacı güdüyor. Bu yorumculara göre ABD’nin tüm dünyayı terörist canavarlar olarak görmesiyle Siyonistlerin kendileri dışındaki herkesi katli vacip yaratıklar olarak görmesini örtüştüren yapım kimi noktalarda pembe hülyalar sunsa da inandırıcılığını hayli yitirmektedir.
Yorumlara göre zombi tehdidi başta 11 Eylül saldırıları olmak üzere birçok tatsız anıya gönderme yapmaktadır. İsrail’li sahnelerde ise pembe hayaller gerçekleri örtmek için kullanılmaktadır. Filmde Kudüs; holokost ve diğer büyük saldırılar dile getirilirken gösterilir, dev bir duvarla çevrilmiştir. Araplar dâhil herkes sevgiyle kucaklanarak içeri alınmaktadır. Filistin ve İsrail bayrakları yan yana dalgalanmaktadır. Gerçeklikten kopuk ve düşmanlıklarla ayrımcılığın var olmadığı sevgi dolu bu sahneler takdir edersiniz ki hayli saçmadır. Veya yazarın temennisidir, bilemedim şimdi…
Belki filmin devamı yol gösterici olur… Duvar içine alınan Araplar, İsrail yüce gönüllülüğüyle barış dolu dünya amaçlayan harekete sevinç şarkısıyla karşılık verirler. Bu ses sefil, akılsız ve pis zombilerin dikkatini çeker. Üst üste tırmanan yaratıklar duvarı aşarak İsrail barışseverliğini (!) yok ediverir. Sağ kalanlar uçaklara atlayıp batıya uçarlar. Aşağı baktıklarında Kudüs’ün patlamalarla yıkıldığını görürler. (Bunlar da bugün başkaca tanıdık geliyor…)
“Kudüs'ten son kaçışta, bir IDF askeri Gerry'nin kaçmasına yardım etmek için kendini bir el bombasıyla feda eder (ironik bir şekilde, intihar saldırısı). Gerry ve yaralı bir kadın IDF askeri (Daniella Kertesz) hayatta kalan tek kişilerdir ve filmin baş kahramanları olurlar – Amerika Birleşik Devletleri ve kardeş İsrail (BM'nin iyiliksever yardımıyla) medeniyeti anlaşılmaz, durdurulamaz bir terörden kurtarmak için birlikte çalışırlar.
…
Burada, İsrail'in Filistinlilere yönelik muamelesi hakkındaki daha geniş tartışmada olduğu gibi, sahte bir tarafsızlık iddiası ve işgalin acımasız adaletsizliğiyle yüzleşmekten kaçınma söz konusu. Sanki bu eleştirmenler, siyasi yorumcular gibi, işgalin gerçek hayattaki dehşetinden gözlerini ve kulaklarını kapatmak istiyorlar.
Geçmişte yaşamış film eleştirmeni Robin Wood, Romero'nun sinemasının radikal temellerini savunurken, zombilerin "bastırılmış olanın" canavarca biçimde geri dönüşünü sembolize ettiğini gözlemlemiştir. Bu, Batı'nın bitmek bilmeyen Terörle Savaşı'nın da bir açıklaması olabilir; zira bu savaşta hiçbir duvar yeterince yüksek değildir. World War Z'nin kısaltılmış finali, izleyicileri bir devam filmi için merak içinde bırakırken, Gerry kasvetli bir şekilde savaşın daha yeni başladığını bize bildiriyor.” (Matt Cornell / Aljazeera)
Notlar
0 – Filmi izleyip romanı okuyarak bir yorum yapmak isterseniz burada yeriniz olduğunu bilin isterim.
1 – Filmin ilk gösterimlerinde “Kudüs/İsrail” bizde “Ortadoğu” olarak seslendirildi.
2 – Salgından duvar ardına saklanarak korunma yöntemi muhtemelen insanlık kadar eskidir. Merak edenlere Boccaccio “Decameron” ile Edgar Alan Poe “Kızıl Ölümün Maskesi”ni öneririm.
3 - Max Brooks duvar ve istilacı canavarlar fikrini çok sevmiş olmalı ki 2016 yılında Zhang Yimou’nun yönettiği “The Great Wall” filminde aynı konuyu senaryolaştırmış.
4 - İsrail diye her yazdığımda aslında gözünü kan bürümüş siyasi erki ve sağduyudan uzak destekçilerini kast ettiğimi hatırlatmak isterim. Kalbim aklıselim tüm barışsever Yahudilerle birlikte atıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: